‘TÜRKİYE BALKANLAR’DA TEHDİT DEĞİLDİR’

27 01 2022
257 kez okundu
kiyikose@devrimgazetesi.com.tr
‘Rumeli Kanaat Önderleri’nin Trakya Üniversitesi’de 17 Ocak’ta yaptıkları 6. toplantıda konuşulanlardan özet bir vurgulama yapmak istiyoruz:
Doç. Dr. Kaan Gaytancıaoğlu tarafından sunumu yapılan Avrupa Birliği Güvenli Araştırmaları Enstitüsü’nün (EUISS) resmi yayını olan CHAILLOT PAPERS’ın Ağustos 2018’de yayınladığı 147’nci sayısında, “Balkanların Geleceği 2025 Yılı İçin 3 Farklı Senaryo” içeriğiyle kaleme alınan raporun geneli hakkında yer alan iddialara karşı değerlendirmeler yapıldı. İlk değerlendirmeyi yapan Kültür ve Turizm Bakanı Yardımcısı Serdar Çam, bu tip toplantıların böyle seçkin bir topluluk tarafından ele alınıp tartışılmasının ve üzerinde çalışılmasının çok olumlu bir faaliyet olduğunu özellikle ifade etti. “Sunumu yapılan raporda görüldü ki; Avrupa Birliği özellikle yakın tarihimizdeki tüm yaşanmışlıklara rağmen huzur, barış ve kalkınmada bir tehdit olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni görmektedir. Halbuki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm Avrupa ve özellikle Balkanlar için bir tehdit unsuru değil, bilakis huzur ve barışın sağlayıcısı ve yegâne teminatçısı durumunda olduğu bir gerçektir.” dedi. Bu tür toplantı ve değerlendirmelerin çok önemli olduğunu ve sık sık yapılması gerektiğini ifade etti.
Kanaat Önderleri Topluluğu’nun kurucuları arasında bulunan, AKP 23. dönem milletvekili ve AB Bakan Yardımcısı Dr. Alaattin Büyükkaya ve ANAP döneminin bakanlarından Lütfullah Kayalar ile Avrasya Vakfı Başkanı Akkan Suver de Türkiye ile Avrupa ülkelerinin Balkanlar özelinde nasıl bir ilişki içinde olması gerektiği ile ilgili duygu ve düşüncelerini aktardılar ve yaşanmışlıklarından örneklerle Balkanlar’ın geleceğine ışık tuttular.
Ayrıca Prof. Dr. Adem Fazlıoğlu, Av. Burhaneddin Hakgüder, Emekli Vali Selman Yenigün ve Yıldırım Ağanoğlu da konu ile ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirdi. Son olarak Kanaat Önderleri Topluluğu’nun kurucusu olan iş insanı ve ‘Tek Rumeli TV’nin sahibi Atilla Baykal’ın ‘2022 yılının Rumeli Yılı’ olması ve içerisinde Rumeli ve Balkanlar’ın tartışıldığı, tüm yönleriyle konuşulduğu bir yıl olması yönünde sunduğu öneri, oybirliği ile kabul edildi.

Yalçın Bayer’in Hürriyet’teki köşesinden…

///

GELECEKTE KÖLE Mİ OLACAĞIZ, EFENDİ Mİ?

 Gelişen teknolojide insanlığın tahminlerin çok ötesinde bir noktaya doğru gittiğini belirten BTP Lideri Hüseyin Baş, önümüzdeki dönemde milletlerin efendi ya da köle olma arasında bir durumla karşı karşıya olduğunu ifade etti: “Milletleri 3'e ayırıyorum ben; bir efendi milletler olacak, iki köle milletler olacak, üç tarihten silinerek köle milletlere entegre olmuş diğer milletler olacaklar. Türkiye bu noktada çok kritik bir eşiğin tam başında diyebiliriz. Biz köle millet mi olacağız, efendi millet mi olacağız? Tercihimizi bugünkü çalışmalarımızla sonuçlandıracağız. Mesela Aysun Kayacı'nın, 'Benim oyumla dağdaki çobanın oyu bir mi' diye meşhur bir sözü vardır. Ben Aysun Kayacı'ya şu noktada katılırım, eğer konu hayvancılık ise dağdaki çobanın oyu Aysun Kayacı'nın oyundan daha kıymetlidir. Yok eğer konu mankenlik ise Aysun Kayacı'nın oyu dağdaki çobanın oyundan daha kıymetlidir. Ama konu hepimizin yönetilmesi ise eşit yurttaşlık bakımında ikisinin de oyu eşittir. Bunu niye söylediğimi şöyle açmak istiyorum; Biz yakın zamanda baroların bölündüğüne şahit olduk. Ben bir hukukçu olarak fikrim alınmadan baroların bölünmesinden rahatsız oldum. Kişilerin ilgi alanı hangi alan ise buralarda oy kullanmasını sağlayabiliriz. Biz çobanlık ile ilgili bir seçim yapacaksak o çobanlara bu seçimi yaptırabiliriz. Bunun başka bir örneği, Tabipler Odası'nın kapatılması konuşuluyor bu ülkede. Tabipler Odası'nın kapatılıp kapatılmamasıyla ilgilenmiyorum çünkü benim konum değil ama Tabipler Odası'nı siyasetin kapatmasıyla ilgilenen biriyim. Siyaset buna karar veremez, vermemeli. Buna sağlıkçılar karar vermeli, çünkü onların uzmanlık alanıdır. Dolayısıyla biz demokrasiyi kendi içimizde ne kadar özümseyebilirsek, seçimleri ne kadar halka indirebilirsek o kadar yaşamış oluruz. Bu neden elzem bir durum? Çünkü geleceğin dünyasında efendiler kölelerine şunu gösterecekler; diyecekler ki, 'Sen bugün yeşil renkli giymelisin' ve biz o yeşil rengi giyip dışarı çıkacağız ve zannedeceğiz ki bunu biz tercih ettik, hayır bunu bize birisi dayattı. Dolayısıyla Türkiye'nin kültürünü, mirasını, maneviyatını, değerlerini, medeniyetini, tarihini yaşayıp yaşatabilmesinin tek yolu da bu tipolojilere bu medeniyeti, bu kültürü aşılayabilme politikasını izleyebilmektir.”

 

//////

STOK DOĞALGAZLAR NEREDE?

İYİ Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, Türkiye’de Silivri Yeraltı Doğalgaz Depolama Tesisleri ile tuz kavernalarından oluşan Tuz Gölü Doğalgaz Yeraltı Depolama Tesisi olmak üzere iki ayrı sahada depolama tesisi bulunduğunun resmi olarak açıklandığını söyleyerek Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e “Türkiye’nin şu anda en büyük ihtiyacı olan sanayi üretimini durdurmaya yönelik bu eylemleri anlamak mümkün değil.” dedi.

//

GÜNÜN SÖZÜ

“Atatürk’ün siyasi iktidarını ve kuvvetini diktatörlük olarak değil, geri müesseseleri yıkma ve uygar bir düzeye çıkma aracı olarak kabul etmek gerekir.” 

Prof. Dr. Tarık Zafer TUNAYA

 

 

Whatsapp
google_160x600