ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI’NDAN ‘SÜT RAPORU’

12.07.2019
198 kez okundu
kiyikose@devrimgazetesi.com.tr

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası 2018 ‘Süt Raporu’nu yayınladı.
Rapor özetle şöyle diyor:
“Piyasada çok fazla sayı ve miktarlarda taklit ve tağşiş süt ürünleri bulunmaktadır. Bu ürünlerin, doğru üretilenlerle birlikte ayni pazarı/rafları paylaşmaları beraberinde haksız rekabeti de getirmektedir. Satılan hileli süt ürünleri ayni zamanda insanların sağlığını da tehdit etmektedir.”
- Çiğ süt insan gıdası olarak doğrudan tüketime uygun değildir. Sektörde özellikle başta çiğ süt üreten çiftçiler olmak üzere bu sütü alıp işyerinde işleyen sanayici, esnaf ve tacirler maalesef birçok sorunla iç içe yaşamaktadırlar.
- 1990 yılından sonra sığır dışındaki hayvan sayılarındaki düşüş devam etmiştir. Küçükbaş hayvanlardan elde edilen süt oranı 18 yıl önce % 17`ye varmaktaydı.
- Gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığı zaman, ülkemizdeki hayvan varlığının büyük çoğunluğunun et ve süt verimi düşük ırklardan oluştuğu görülmektedir.
- 1990 yılında 1.351 kg olan hayvan başına verim, son beş yıl içerisinde %6,4 oranında artarak 2018 yılında 3.161 kg/baş yıl olarak hesaplanmıştır. Bu değer AB ülkeleriyle karşılaştırıldığında yine de düşüktür. Çünkü AB ortalaması 6000 litrenin üzerindedir.
KAYIT DIŞI ÜRETİM SORUNU
- Bugün için her ne kadar süt referans fiyatı Ulusal Süt Konseyi tarafından 2 lira olarak açıklanmış olsa da, sahada yetiştirici daha düşük fiyatlardan süt satmaktadır.
- Ülkemizde süt sektörünün en önemli sorunlarından birini kayıt dışı üretim oluşturmaktadır. 2012 yılında inek sütü üretimindeki kayıtlılık oranı %9,6 iken, 2018 yılında bu oran hala %50.0 civarında seyretmektedir.
- Dövize bağlı olarak ithal edilen ve fiyatı artan yem katkı maddeleri nedeniyle yem fiyatları artmış, döviz fiyatları düşünce de azalmamıştır.
- Süt fiyatı üzerinde piyasa koşulları, mevsimsel süt miktarı dalgalanmaları, arz/talep dengesi, süt kalitesi ve coğrafi konum gibi faktörler etkili olmaktadır.
- Ülkemizde uzun yıllar çiğ süt/yem paritesi 1,5`in altında kalmış ve 2018 yılına ilişkin ortalama çiğ süt/yem paritesi 1,12 olarak hesaplanmıştır.
- içme sütü üretim miktarı son beş yıl içerisinde yaklaşık olarak %25,4 artmıştır.
- Toplam peynir üretimi 2018 yılında bir önceki yıla göre %9,5 oranında artarak 756 bin ton olarak hesaplanmıştır.
KALİTE GÖZ ARDI EDİLDİ
- TÜİK`e göre; yoğurt üretimi 2018 yılında bir önceki yıla göre %2,2 oranında artarak 1,19 milyon ton olmuştur.
- Süttozu üretimi 2018 yılında ise bir önceki yıla göre yaklaşık %17 oranında azalarak 109 bin ton olarak gerçekleştirilmiştir.
- 2018 yılı kişi başı içme sütü tüketiminin yaklaşık 41,5 kg olduğu tahmin edilmektedir. Ancak kayıt dışılık oranı oldukça yüksektir.
- Son yıllarda peynir benzeri taklit ürünlerin ve hileli peynirlerin satışı artan hayat pahalılığı nedeniyle oldukça fazlalaşmıştır.
- Tereyağı tüketimine bakıldığında, ülkemizde 2018 yılına ilişkin kişi başı yıllık tereyağı tüketiminin 1,78 kg`dır olduğu görülmektedir. Bu konuda da kayıt dışılık mevcuttur.
- Türkiye’de süt üretiminin arttırılmasına yönelik politikalar genel olarak miktarın arttırılmasına yönelik olarak gelişmiş, maalesef yağ ve protein oranları dahil olmak üzere kalite kriterlerinin önemi göz ardı edilmiştir.


OKULA BAŞLAMA YAŞI VE ÖĞRETMENE ANGARYA DÜZENLEMESİ
MEB Okul Öncesi Eğitim Ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Kanunda yapılan zorunlu eğitim çağı çocuklarının yaş düzenlemesi sonrası, MEB’in 4+4+4 sistemi ile alt üst ettiği eğitim sisteminin en tartışmalı konusu olan okula başlama yaşı ile ilgili olarak yapılan bu düzenleme;
“a) İlkokulların birinci sınıfına, kayıtların yapıldığı yılın eylül ayı sonu itibarıyla 69 ayını dolduran çocukların kaydı yapılır. Ayrıca 66, 67 ve 68 aylık çocuklardan velisinin yazılı isteği bulunanlar da ilkokul birinci sınıfa kaydedilir.” şeklindedir.
4+4+4 yasasının tartışıldığı dönemlerde şiddetle karşı çıktığımız, bilimsel dayanağı olmayan okula kayıt yaşının düşürülmesi uygulamasından 6 yıl sonra geri adım atılması o günkü tepkilerimizin haklılığını ortaya koymaktadır.
Bu durum aynı zamanda AKP iktidarının eğitimdeki yanlışlıklarını ve bilimden uzak tavırlarını da ispatlamaktadır. Sadece bu alanda değil eğitimin her alanında yanlış yapan anlayışın sonucu olarak eğitim sistemimizin geldiği nokta son günlerde tartışılan ABİDE (Akademik Becerilerin İzlenmesi ve Değerlendirilmesi) sonuçları ile de ortaya çıkmıştır.
İktidar eğitime yönelik yaklaşımlarını aynı şekilde sürdürdüğü taktirde sonucun daha da kötü olması kaçınılmazdır.
Eğitimde akıl ve bilim hakim kılınmalıdır. Eğitimin gerici vakıf, dernek ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na havale edilmesi uygulamalarına, dayatmacı okul kayıtları ve dönüşümlerine, bilimden uzak müfredata, öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılması uygulamalarına son verilmelidir.  
Sonuç olarak; bugün yapılan düzenlemelerde eksiklikler vardır ve giderilmelidir. Okul Öncesi ve İlköğretim Kurumları öğretmenlerine yönelik yapılan düzenleme maddelerinin vurguladığımız yanlışlık ve eksiklikler giderilerek ortaöğretim mevzuatına da işlenmesi gerekir. Sendikamız düzenlemeye ilişkin değerlendirmelerine devam etmekte olup eğitim ve öğretmenlerimiz açısından sorun oluşturacak alanlarda mücadelemiz devam edecektir.
Eğitim-İş