ZERZAVATIN SUÇU NE?

14.02.2019
351 kez okundu
kiyikose@devrimgazetesi.com.tr

Son dönemde yüksek çıkan enflasyon oranlarının günah keçisi olarak gıda fiyatları ilan edildi. Sorunun gerçek nedenlerini ortadan kaldırmak yerine, enflasyon oranının düşük çıkması için geçici çözümlerden sonuç alınmaya çalışılıyor. Yıllardır üretimin artırılması, bunun için girdi fiyatlarının azaltılarak, çiftçinin karlı üretim yapabilmesinin sağlanması önerileri dikkate alınmadı. İthalat kolaycılığına dayalı popülist politikalar tercih edildi. Son gelinen noktada soğan depolarının basılması da çözüm olmayınca, belediyeler eliyle maliyetine tanzim satış yapılması uygulamasına başlandı. Öncelikli sorunumuz çiftçinin karlı üretim yapamaması nedeniyle, üretimden vazgeçmesidir. 2004 yılından bugüne kadar tarım alanımız 3.4 milyon hektar azalmıştır. Bu alan Belçika’nın yüzölçümünden fazla bir alana karşılık gelmektedir.
Üretim yapılan alanlar ve buna bağlı olarak üretim miktarımız da gün geçtikçe azalmaktadır. Söz konusu ürünlerin ekim alanlarına incelendiğinde, bu durum açıklıkla görülmektedir. Biber, domates, salatalık, ıspanak, patlıcan, soğan ve patates piyasa fiyatlarının düşürülmesi amacıyla belediyelerin açtıkları tanzim satış noktalarında satışa sunuldu. Bu yöntemle çözüm yolu aramak sadece günübirlik bir rahatlamaktan öteye gitmeyecektir.
Son on yılda ekim alanlarına bakıldığında, sadece salçalık biber ekim alanlarında bir artış olduğu, diğer ürünlerin ekim alanlarında azalış olduğu görülmektedir. Konunun üretim boyutuna bakılacak olunursa, karşımıza aşağıdaki tablo çıkmaktadır.
Son on yıldaki üretim miktarına bakıldığında, ekim yapılan alanın azalmasına karşın, üretimde bir miktar artış meydana geldiği görülmektedir. İstatistiki verinin doğruluğu tartışmasına girmeden, artışın verim artışından kaynaklandığı kabul edildiğinde, bu sonuçlar halkımızın gıda ihtiyacının karşılanması açısından olumlu olarak değerlendirilebilir. Ancak bu saptamanın isabeti, aynı dönemdeki ülke nüfusu ve kişi başına düşen üretim miktarının dikkate alınmasını gerektirmektedir.
KİŞİ BAŞI ÜRETİMDE AZALMA
Çizelge incelendiğinde ilk göze çarpan son on yılda salçalık biber, sivri biber, sofralık domates dışındaki ürünlerin kişi başı üretiminde azalma olduğudur. Bu veriler incelerken ülkemizde bulunan 4 milyona yakın Suriyeli mülteci de dikkate alınırsa, üretimimizin, kişi başına düşen üretim miktarının yıllar içinde görülenden daha fazla azaldığı daha iyi anlaşılacaktır. Bu veriler tanzim satış yoluyla ürün fiyatlarında kısa bir süre düşüş yaşansa da, üretimimizi artırmadığımız, çiftçimizi üretim süreçlerine sokamadığımız sürece sorunların artarak devam edeceğidir. Çiftçinin üretimden vazgeçmesinin en önemli nedeni girdi fiyatlarındaki artışın, ürün fiyatlarının çok üzerinde artması ve kar edemeyişidir.
SORUN DOĞRU SAPTANMALIDIR
2009 yılı 100 baz kabul edildiğinde, enflasyon 2017 yılında 192’ye ulaşmaktadır. Bu değerin altında kalan her türlü ürün fiyatı, çiftçinin enflasyon karşısında reel olarak zarar ettiğini göstermektedir. Çizelge incelendiğinde görüleceği üzere, ürünlerin tümünün fiyatı enflasyon artışının gerisinde kalmıştır. Gıda fiyatlarının artışı ile ilgili olarak yapılması gereken, öncelikle sorunun doğru olarak saptanıp, bu sorunu giderici, kalıcı çözümlerin üretilmesi, üretim artışını sağlayacak, çiftçilerin karlı bir üretim yapmasını mümkün kılacak politikaların gecikmeksizin uygulamaya konulmasıdır. Bu politikaların uygulanmaması, son yıllarda sıklıkla karşılaştığımız hortum, fırtına, sel gibi doğal afetlerin de etkisiyle ürün fiyatlarında daha fazla bir artışa yol açacaktır.
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası


TÜRKİYE’DE BİN KİŞİYE 153 OTOMOBİL DÜŞÜYOR
2018 yılı verilerine göre, Türkiye’deki her bin kişiye ortalama 153 otomobil düştüğü görülürken, bu rakamın bin kişi başına 265’le en yüksek olduğu il Ankara oldu.
PRNet’in Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, 2018 yılı Aralık ayı dâhil olmak üzere Türkiye’deki her bin kişiye 153 otomobil düştüğü görüldü. Bu oran en yüksek Ankara’da görülürken, bin kişi başına düşen ortalama otomobil sayının 265 olduğu kaydedildi. Ankara’yı bu anlamda Muğla ikinci sıradan takip ederken, bin kişi başına 220 otomobil düştüğü belirlendi. Bin kişi başına düşen 200’den fazla otomobil sayısı ile listenin başında yer alan diğer şehirler ise Antalya ve Burdur olarak kayıtlara geçti. Listenin en sonuna yerleşen şehir ise Hakkari olurken, bin kişi başına düşen otomobil sayısının sadece 8 olduğu kayıtlara geçti.
PRNet ve Ajans Press’in gerçekleştirdiği medya incelemesinde, konuyla ilgili yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu. 2018 yılını kapsayan medya incelemesinde, otomobillerle ilgili 138 bin 269 haber yansıması tespit edildi. Medyaya yansıyan haber başlıklar incelendiğinde, motorlu kara taşıtlarının en çok kaza, vergi dilimi ve akaryakıt fiyatlarındaki artışla haber olduğu görüldü.