YAŞASIN 8 MART! YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI!

Çorlu Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebi ile yürüyüş düzenleyip basın açıklaması gerçekleştirdi.
09.03.2019
349 kez okundu

8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebi ile Çorlu Kadın Platformu, Atatürk Meydanı’ndan Cumhuriyet Meydanı’na yürüyüş düzenleyip basın açıklaması gerçekleştirdi. Tekirdağ Barolar Birliği’nin de katılım sağlayarak destek verdiği etkinlikte konuşan Çorlu Kadın Platformu üyesi Songül Şensoy, “Takvimler 8 Mart 1857’yi gösteriyordu. O günden bugüne mücadelemiz sürüyor. Bu düzende kadınlar daha çok çalışıp, daha az kazanıyor. Emeği para etmiyor, bütün dünyanın yükünü omuzlarında taşıyor ama emeği görünmüyor. Yoksullaşmadan, ağır çalışma ve yaşam koşullarından, şiddetten, ayrımcılıktan, hak gasplarından en çok etkilenen kadınlar, krizin etkilerini de en ağır biçimde yaşıyorlar. Kapitalizmin yarattığı krizin tüm yükünü yoksul emekçi ailelerine yükleyerek krizi yönetmeye çalışan iktidar, ‘Kadın ailenin lokomotifidir.’diyerek bu yükü en önde kimin göğüslemesini istediğini de itiraf etmiş oluyor. Kadınların fıtrat gereği erkeklerle eşit yaşayamayacağı zihniyeti, krizin kader gibi gösterilmesiyle birleşerek kadınlara çaresizlik duygusunu dayatıyor. Yaratılan siyasi kutuplaştırma, aynı sorunları yaşayan kadınların yan yana gelmesine engel olurken onları birbirine karşı güvensizliğe, yalnızlığa itiyor, değiştirip dönüştürme güçlerini zayıflatıyor. Bugün 8 Mart’ta bir kez daha söylüyoruz! Krizi biz yaratmadık, bedelini biz ödemeyeceğiz! Erkek egemen kapitalist sistemin anlamı bizim için yalnızca, sömürü, işsizlik, yoksulluk değil! Aynı zamanda şiddet, taciz, tecavüz de demek! Her yıl kadına yönelik şiddet artıyor. Her yıl kadın cinayetlerine daha fazla kız kardeşimizi kurban ediyoruz. 2017’de 409, 2018’de 440 kadın, her gün en az bir kadın erkek şiddeti sonucu yaşamını yitiriyor. Geçen yıl yaşamını yitiren 440 kadından biri de 23 yaşındaki üniversite öğrencisi Şule Çet kardeşimizdi. Tecavüze uğradıktan sonra bir plazanın 20. katından aşağıya atılarak öldürüldü. Şubat ayında görülen ilk duruşmada, biz Şule için adalet sesini yükseltirken, sanıklardan biri mahkeme sırasında yaptıklarını ‘sizin taciz dediğiniz benim duygularım’ diye savunma cesaretini gösterebiliyor. Çünkü bu düzen, kadınları değil, erkekleri koruyor. Kadın cinayetlerinin, şiddetin faillerine iyi hâl indirimleri uyguluyor, onları adeta yüreklendiriyor. Sadece bunlar da değil. Mevcut iktidarın sözcülerinin ağzından düşmeyen dökülmeyen kadın düşmanı sözler ve uyguladıkları cinsiyetçi politikalarla da kadına yönelik şiddeti kışkırtıyor. Daha yeni, toplumsal cinsiyet eşitliğinin toplumun değerlerine uygun olmadığını ilan etti. YÖK başkanı Toplumsal Cinsiyet Eşitliği projesinin sonlandırıldığını duyurdu. Daha önce de Milli Eğitim Bakanlığı ‘Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ projesini durdurma kararı almıştı. Toplumsal cinsiyet eşitliğine inanmayan bu iktidarın sığınma evinde kalmak zorundaki 12 bin kadının bırakın seçilmeyi seçme hakkını bile kullanamaması karşısında kılını dahi kıpırdatmaması elbette bizi şaşırtmıyor. Üç kuruşa saatlerce çalıştıktan sonra nasıl geçineceğimize dair söz söyleyen yok. Çarşı, pazar ateş pahası olmuş; ihtiyaçlarımızı nasıl alacağız, onu diyen yok. Eğitim, sağlık tamamen paralı hale gelmiş, işsizlik rekor kırıyor. Şiddet, taciz, tecavüz, cinayetler yaşamımızın parçası haline gelmiş Tercih etmediğimiz bir savaşta kaybettiğimiz çocuklarımız, kardeşlerimiz birer sayıdan ibaret sanki.”dedi.


TÜM KADINLARI DAYANIŞMAYI YÜKSELTMEYE ÇAĞIRIYORUZ
Şensoy, açıklamasının devamında “Biz 8 Mart’ta bir kez daha söylüyoruz! Kadın düşmanı politikalara, şiddete karşı susmuyoruz. Öz savunma hakkımızdır diyoruz. Katillerden, onları koruyup kollayanlardan sorulacak hesabımız var! Bu hesabı sormak için tüm kadınları dayanışmayı yükseltmeye çağırıyoruz.  AKP iktidarı, OHAL ile birlikte en temel demokratik haklarımızı daha da baskı altına almaya çalıştı. Bugün OHAL kalktı ama memleket adeta fiili OHAL ile yönetiliyor. KHK’larla işimizden ekmeğimizden etti. Geçtiğimiz yıl Çorlu’da 8 Mart eylemimize saldırdı. Daha geçtiğimiz haftalarda eylem sırasında gözaltına aldığı bir kadını güpegündüz taciz eden polise bir madalya takılmadığı kaldı. 100 yılı aşkın bir süre önce insanca yaşama güvencesi ve kadınların yok sayılmadığı hayatı simgeleyen Ekmek ve Gül sloganı ile başlayan mücadelemiz, bugün bu topraklarda hürriyet, eşitlik, özgürlük mücadelesi ile birleşti. Bugün burada 8 Mart’ta bir kez daha haykırıyoruz. Fiili OHAL rejimine, baskılara, KHK’lara karşı mücadelemiz sürecek. Onların devri bitecek, biz geleceği kendi ellerimizle kuracağız. Emperyalist savaş, özellikle Ortadoğu'yu kadınların köle pazarlarında satıldığı, işkence ve tecavüze maruz kaldığı bir barbarlığın pençesine düşürdü. Bu barbarlıktan kaçan kadınlar gittikleri yerlerde de yine aynı tehditlerle karşı karşıya kalıyor. Savaş en çok kadınları vuruyor. Ve bugün emperyalizm bir kez daha savaş tehdidi savuruyor. Venezuela’yı hedef alıyor. Bizden binlerce kilometre uzakta olsa da fark etmez. Dünyanın neresinde olursa olsun, kadınlar emperyalist savaşın yarattığı yıkımın ortasında yaşadığı sürece hiçbirimiz güvende olamayız. İşte bu nedenle 8 Mart'ta bu meydanda bir kez daha tüm kadınları geleceğimizi, yaşamımızı tehdit eden emperyalizme karşı mücadeleye çağırıyoruz. Geçtiğimiz 8 Mart’tan bugüne geçen zamana baktığımızda, ABD’den Polonya’ya, Arjantin’den İrlanda’ya, Hindistan’dan Brezilya’ya ve ülkemizde on binler, yüz binler hatta milyonlarla meydanları doldurdu. Biz de bugün bu mücadeleye Çorlu’dan ses veriyoruz. Yaşasın 8 Mart! Yaşasın Kadın Dayanışması!”dedi.


Tutku AKBAŞ