YAĞ SATARIM, BAL SATARIM

07.12.2017
90 kez okundu
imbik@devrimgazetesi.com.tr

Efendim, zaman zaman eskilere gidiyor ve yaşadıklarımın etkisinde kalarak, çocukluk anılarımdan hareketle bazı yazılar yazmak isteğinde bulunuyorum.
Anımsarsanız; bir önceki yazım eski kamyonlarla ilgili anılarımı içeren yazıydı!
Bu gün sizleri yine eski anılarıma götürmek istiyorum: Benim yaşımdakiler veya benden biraz daha küçük yaşta olanlar, çocukluk yıllarında oynadıkları “yağ satarım, bal satarım!” oyununu anımsıyorlardır.
Anımsıyorlardır da; ben yeni nesil için bu oyununun nasıl oynandığını anlatmak istiyorum: Biz çocuklar bir daire oluşturarak yere oturur ve ayakta kalan kişi eline aldığı ve de ucu düğümlenmiş bir mendil olduğu halde, yerde oturan ve de arkalarına bakması yasak olan, çocukların arkasına gizlice bırakarak, etraflarında dönmeye devam ederdi. Eğer arkasına mendil konulan kişi bu mendili fark etmişse; mendili arkasından alarak, mendili arkasına koyan kişiyi kovalamaya başlar ve kovalanan kişi, kovalayanın boşalttığı yere kadar gelip, oturana kadar bu kovalamaca sürerdi! Eğer; oturanlardan hiç biri arkasına bırakılan mendili fark etmemişse mendili koyan çocuk mendili arkasına koyduğu kişinin arkasına gelip, mendili yerden alır ve ucu topuzlaştırılmış mendil ile o çocuğun arkasına vurmaya başlardı ve arkasına vurulan çocuk yerinden kalkarak, tekrar yerine oturana kadar koşmaya veya sözüm ona;  dayak yemeye devam ederdi… Ve oyun elinde ucu topuzlu mendil olan çocuğun oturan çocukların etrafında  “Yağ satarım, bal satarım. Ustam öldü, ben satarım!” sözleri eşliğinde tekrar başlardı…
Umarım biraz da olsa, sizleri çocukluk yıllarınıza götürmüşümdür!
Efendim, görünen o ki offshore hesaplarıyla, ülkemizde kazandıkları paraları yurt dışına çıkarıp vergiden kaçıranlar, ülkemizde tam bir “Yağ satarım, bal satarım. Ustam öldü ben satarım!” oyununu oynuyorlar.
Oynuyorlar da; bir gün gelir de halkımız, çaktırmadan arkalarına konan ve de ceplerinin boşaltılmasına neden olan bu mendili fark eder de, bu mendili arkalarına koyanın ardına hırsla takılıp ve de yetiştiklerinde sırtlarına vurmaya başladığında bu tartışmaların nedeni olanlar herhalde kaçacak delik arayacaklardır.
Evet, “Yağ satarım, bal satarım. Ustam öldü, ben satarım!” Peki usta kim!?