YA BU DEVE GÜDÜLECEK YA DA; BU DİYARDAN GİDİLECEK!

Efendim; AKP’nin ülkemiz siyasi hayatında bulunmasından rahatsız değilim. Elbette; Cumhuriyetimizin bizlere sağladığı özgürlük ortamı içersinde, farklı görüşlere sahip partiler olmalıdır ve olacaktır da!
11.10.2017
85 kez okundu
imbik@devrimgazetesi.com.tr

Ancak, ne yazık ki; on beş yıldır iktidarda bulunan AKP’ye bu ülkeyi yanlış yönettiğine ve hatta yönetemediğine olan inancım nedeniyle; birçok eleştiri yazısı yazdım ve yazmaya devam edeceğim. Edeceğim, çünkü: Özellikle son iktidar döneminde AKP ülkemiz yönetiminde tam bir acz içerisine düşmüştür..
Yıllardır söyledik, yazdık: Beyler, hazıra dağ dayanmaz! Üretmeyen bir toplum sonunda bir yere gelir toslar! Satmayın, Cumhuriyetimizin birikimlerini, satmayın topraklarımızı! Ata’mıza ve O’nun on yılda yaptıklarını eleştirmek ve satmak yerine, kendiniz ülkemize yeni fabrikalar kurun, üretim alanları kurarak; bir taraftan ülkemizdeki işsizliği önlerken, diğer taraftan da ülkemiz için artık değer üretin.
Bakın aşağıda vereceğim rakamlar yaklaşık iki yıl öncesine ait. Bu rakamlara göre: “Türkiye’de tapusu üzerinde ipotek bulunan tarım arazisi sayısı 4.078.735 parseldir. İpotekli tarım arazisi sıralamasında Edirne 103.274 parsel sayısı ile 81 il içerisinde 8. sırada yer alıyor.
Nüfus ve tarım arazisi büyüklüğü dikkate alındığında ipotekli araziler açısından Ordu 1’inci, İzmir 2’nci, Edirne 3’üncü sırayı oluşturmaktadır. Edirne’nin arkasından Manisa ve Bursa geliyor.
Edirne’de tarım arazisi olarak kullanılan 200 bin parsel civarındaki tarım arazisinin yarısı bankalara ipotekli durumdadır.”
Peki; oturduğumuz evler hangi bankalara ipotekli? Bizim diye oturduğumuz evler aslında yabancıların ve taksitleri ödemediğimiz takdirde; evlerimiz yabancı bankaların malı olacaktır.
Özetle; şunu söylemek istiyorum: AKP sayesinde, üzerinde yaşadığımız topraklarda kiracı olur hale geldik!
Tüm bunlar yetmiyormuş gibi; Sayın Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek, bunların üstüne tüy diker gibi şu açıklamayı yaptı: "Kaynak yok! Ya vergileri artıracağız ya da; borçlanma yapacağız"
Efendim, halkımız arasında, “Buranın koşullarına uymak zorunluluğu var, uymazsan burada kalamazsın” anlamında anlatıla gelen bir masal vardır. Bu masala şöyle:
Hint mihracelerinden biri, deve ile Hicaz’a gitmiş, gelmiş ve kendisini götürüp getiren değerli ve emektar deveye iyi bakılmasını emretmiş. Bu görevi de vezirine vermiş.
Vezir, zorunlu olarak, deve çobanlığı yapmaya başlamış. Mihracenin, deveye iyi bakmazsa, kendisini sürgün edeceği yolundaki sözleri, vezirin rahatını kaçırmış. Devenin peşinden ayrılmaz olmuş.
Sarayın ileri gelenlerinden biri, Vezir’i deve otlatırken görünce; çok şaşırmış:
“Senin kırda deve peşinde ne işin var!?” diye sormuş.
Vezir: “Mihracenin emri!” demiş.  “Ya bu deveyi güdeceğim, ya bu diyardan gideceğim!.”
Şimdi; Sayın Maliye Bakanımızın halkımızı bir tercih yapmak zorunda bırakan açıklamasına karşın halkımızın kendisine yönelttiği bir tercih teklifi var:
“Sayın Bakanım, bu halk on beş yıldır (iyi yönetilmek ve mutlu olmak amacıyla) sizlere; ne isterseniz vermenin ötesinde; cumhuriyet tarihinde hiçbir partiye vermediği bir yetkiyi verdi.
Son gelişmeler karşısında halkımız size bir teklif sunuyor: “Ya bu deveyi güdersiniz, ya da bu iktidardan gidersiniz!”
Tercih sizin beyler!..