UĞUR MUMCU ANITI AÇILDI

23 01 2021
329 kez okundu
kiyikose@devrimgazetesi.com.tr

Muğla Fethiye Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Uğur Mumcu anıtının açılışı büyük bir kalabalık tarafından gerçekleştirdi. Açılışa Uğur Mumcu’nun ağabeyi Ceyhan Mumcu gönderdiği mesajda “Fethiye Belediyemiz böyle bir anlamlı davranışta bulundu, bir sanat yapıtıyla kardeşimi bir kez daha ölümsüz kıldı. Anlatılması olanaksız bir üzüntü içindeysem de bu olgudan, onun bu unutulmayışından kıvanç duymaktayım. Bu kıvancım, bugün bir kez daha pekişiyor” ifadelerini kullandı.

Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca ise, “Bu anıt içimizdeki acının ve üzüntünün bir ifadesidir. Biz Uğur Mumcu’yu unutmamak ve unutturmamak için bu anıtı sizlerle birlikte açıyoruz. Bu heykeli yapan sanatçı arkadaşımız Onur Fırat Fen’e teşekkür ediyorum. Biz hizmet için gece gündüz çalışıyoruz. Yüzde 48 oy ile aldığımız Fethiye Belediye Başkanlığı’nı, yapılan kamuoyu yoklamaları sonucunda yüzde 63’lerin üstüne taşıdık. Bizler Uğur Mumcu gibi düşünüp Uğur Mumcu gibi yaşayan insanlarız, unutturmayacağız” dedi.


UĞUR MUMCU KİMDİR?
Araştırmacı gazeteci yazar Uğur Mumcu 1942 yılında, Kırşehir’de doğmuştur. Ankara Devrim İlkokulu’nda ve Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi’nde okumuştur. 1961’de başladığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1965 yılında mezun olmuştur. Henüz öğrenciyken 26 Ağustos 1962'de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Türk Sosyalizmi” başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülü’nü almıştır. 1969-1972 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde asistan olarak çalışmıştır.

Eşi Şükran Güldal Mumcu (Homan) ile olan evliliğinden bir oğlu (Özgür) ve bir kızı (Özge) olmuştur. Eşi Şükran Güldal Mumcu, TBMM’ye 23. Dönem İzmir milletvekili olarak girmiş ve 10 Ağustos 2007 – 7 Haziran 2015 tarihleri arasında TBMM Başkanvekilliği görevini yürütmüştür.

Yeni Ortam gazetesinde köşe yazarlığı yapan Uğur Mumcu, 1975'ten itibaren Cumhuriyet'te “Gözlem” başlıklı köşesinde düzenli olarak yazmaya başladı. Aynı zamanda Anka Ajansı’nda çalışmaktaydı. 1975 Mart’ında makalelerinden oluşan “Suçlular ve Güçlüler” adlı kitabını yayınladı. Aynı yıl, Altan Öymen ile birlikte hazırladıkları, Süleyman Demirel’in yeğeni Yahya Demirel’in hayalî mobilya ihracatını konu edinen, “Mobilya Dosyası” adlı kitabı yayınlandı.

1977 yılından sonra sadece Cumhuriyet için yazmaya başladı. “Gözlem” başlıklı köşesinde 1991 yılının Kasım ayına kadar aralıksız olarak yazdı. 1977'de “Sakıncalı Piyade” ve “Bir Pulsuz Dilekçe” kitapları yayımlandı. Ertesi yıl, Sakıncalı Piyade adlı yapıtını Rutkay Aziz ile birlikte tiyatroya uyarladı. Oyunu Ankara Sanat Tiyatrosunda tam 700 kere sahneledi. 1978'de, ünlünün yaşam öykülerini, siyasal geçmişlerini, bir güldürü zenginliğiyle anlattığı kitabı “Büyüklerimiz” yayımlandı.

1981'de terörün silah kaçaklığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak için yazdığı ‘Silah Kaçakçılığı ve Terör’ yayımlandı. Aynı yıl, Mehmet Ali Ağca’nın Papa’yı öldürme girişiminden sonra Ağca üzerine inceleme ve araştırmalarını yoğunlaştırdı.

Türkiye’de terör olaylarının artması nedeniyle 1979 yılında 12 Mart dönemi öncesi ve sonrası gençlik liderlerinin yaşadıklarını kendi ağızlarından yansıttığı ve silahlı eylemlerle bir yere varılamayacağına dikkat çektiği kitabı “Çıkmaz Sokak”ı yayımladı.

1982'de “Ağca Dosyası”, ardından “Terörsüz Özgürlük” adlı makale derlemesi yayımlandı. 1983 yılında Ağca ile cezaevinde röportaj yaptı. 1984 yılında Aziz Nesin öncülüğünde bir grup tarafından Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığına sunulan, ancak Kenan Evren’in imzalayanları “vatan hainliği” ile suçlayarak dava açtığı Aydınlar Dilekçesi’nin hazırlanmasına katıldı; 12 Eylül döneminde aydınlara yapılan işkenceyi anlatan ‘Sakıncasız’ adlı oyunu yazdı; “Papa-Mafya-Ağca” kitabını yayımladı.

1987'de araştırmacı gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen “Rabıta ve 12 Eylül” adlı kitapları; 1991'de en önemli araştırmalarından biri olan “Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925” yayımlandı.

1991 yılında İlhan Selçuk ve yaklaşık seksen Cumhuriyet gazetesi çalışanı ile birlikte gazeteden ayrıldı. Bir süre işsiz kaldı. 1 Şubat – 3 Mayıs 1992 tarihleri arasında Milliyet gazetesinde yazan Mumcu, Cumhuriyet gazetesindeki yönetim değişikliği üzerine 7 Mayıs 1992’de Cumhuriyet’e döndü.

Mumcu, 7 Ocak 1993 tarihinde “Mossad ve Barzani” isimli bir yazı yazdı. Bu yazısında Barzani, CIA ve MOSSAD arasındaki bağlantılara değindi.

Gazetecilik hayatı başarılarla dolu olan Mumcu 24 Ocak 1993 tarihinde uğradığı bombalı suikast sonucu hayatını kaybetmeden önce polis-mafya-siyaset ağını araştırmaktaydı.

Ailesi tarafından Uğur Mumcu anısına Ekim 1994’te Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı adında bir vakıf kurulmuştur.

 

Firma Rehberi
Whatsapp
google_160x600