TURİZMDE UMUT IŞIĞI

28 07 2020
151 kez okundu
kiyikose@devrimgazetesi.com.tr

Dünya genelinde koronavirüs (COVID-19) salgını can almasının yanı sıra ülke ekonomilerine çok ağır bir darbe vurdu. Kayıplar yüksek. Ancak salgınla birlikte bıçak gibi kesilen turizmde bugünlerde kıpırdanma başladığı söyleniyor. Özellikle Almanya’nın Türkiye’yi riskli bölgeler arasında göstermesi dünyada çok gezen Almanları tedirgin ediyordu Türkiye’ye karşı. Ama turizmci dostlarımız temmuz başından beri rezervasyonların ufak ufak arttığını söylüyor. Alman hükümetinin “Riskli bölgeye gideni dönüşte karantinaya alırım” demesi korkutuyormuş Almanları. Ama birkaç gün önce artık Alman havaalanlarında ücretsiz COVID testi başlamış. Bu herkesi rahatlatmış. Karantina korkusu kalkmış.

Avrupa’daki tek Türk tur operatörü Bentour’un CEO’su Deniz Uğur, bu kıpırdanmayı teyit etti bize telefonda. 50 yıllık turizmci Kadir Uğur’un oğlu Deniz, “Hız kesmezsek, turizm sezonunun ikinci yarısında, yani eylül-ekim aylarında iyice rahatlarız” diyor. Ona göre de Alman alanlarında hızlı PCR testi rahatlatmış Türkiye’yi tercih edenleri. Keşke Türkiye hastane mastane yerine bu testi önceden planlasaydı.


LAİK CUMHURİYET İÇİN TOPARLANIN!

Sadece birkaç günlük olaylara, gelişmelere bakıldığında; görülecektir ki Türkiye Cumhuriyeti’nin “laik ve demokratik” niteliklerinin içi tamamen boşaltılmıştır, zayıflatılmıştır ve son vuruş beklenmektedir…

Türk Milleti’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin varlık nedenlerinden, Lozan Barış Antlaşması’nın 97. yıldönümüne denk getirilen, Ayasofya’nın ibadete açılması sırasında, Ali Erbaş’ın Büyük Atatürk’e yönelik, hadsiz ifadeleri sıcaklığını korumaktadır. Ali Erbaş’ın bu sözlerinden daha vahimi devlet yöneticilerinin, tüm üst düzey komuta kademesinin, yargı temsilcilerinin huzurunda bu konuşmayı yapmaya cüret etmesidir. Büyük Atatürk’ü hutbelerden çıkaran, anmayan ve bir kez bile rahmet dilemeyen Ali Erbaş’ın “Atatürk’e dua edilir” ifadeleri aldatmacadır.

Aynı gün, “hilafet isteriz” diye haykırarak, bağıranların ve İstanbul sokaklarında özgürce yürüyüş düzenleyerek, Atatürk’e ve Cumhuriyet’e karşı kin kusanların, “biz bugün onun kemiklerini sokağa attık” nidalarıyla sevinç çığlığı atanların, kimlerden cesaret aldığı Milletimizce çok iyi tespit edilmiştir. Bu eylemler ve söylemler, devlet ricalinin önünde, yanında, olduğu mekânda, bulunduğu ortamda ve meydanda gerçekleşmiştir. Anayasal düzene bağlılık üzerine “namus sözü” verenlerden, bugüne kadar hiçbir tepkinin gelmemiş olmasına şaşırmıyoruz. Anayasa Mahkemesi’nin 2008/1 Esas 2008/2 sayı ve 30.07.2008 tarihli kararı ile “Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu” kesinleşmiş olan siyasi zihniyetten böyle bir şey beklemek hayalcilik olur…

LOZAN’I ANLAMAK

Yine aynı gün, yani, 24 Temmuz 2020 Cuma günü; Lozan’ı anmak için hem Anıtkabir’de hem de tüm Türkiye’de etkinlik düzenleyen, Atatürkçü Düşünce Derneği’ne karşı yapılanlar, yıllar geçse de unutulmayacaktır. Atatürkçü Düşünce Derneği şubeleri ve üyeleri, Genel Başkanı ve Genel Merkez Yöneticileri ile birlikte, bütünlük içerisinde, demokratik ve yasal haklarını kullanarak, baskıya ve zulme direnmişlerdir…

Saatler, laik ve demokratik rejimin sonunu hazırlamaya ayarlanmıştır. İktidar mensubu aileden, Albayrak Medya Grubu’nun dergisi, Gerçek Hayat’ın 27 Temmuz 2020 tarihli sayısında hilafet çağrısı yapılarak: “Şimdi değilse ne zaman, sen değilsen kim? hilafet için toparlanın” ifadelerine yer verilmiştir. Bu açıkça kalkışma çağrısıdır. Albayrak Medya Grubu’nun bu yayını, 5237 sayılı TCK’nın 309. maddesi gereğince suçtur. Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırma teşebbüsüdür… Atatürkçü Düşünce Derneği, bu konuda hukuki süreci başlatmıştır. Bilal Erdoğan’ın katıldığı bir televizyon programında, aleni bir şekilde Harf Devrimi’ni hedef alması, dini kadroları övmesi, kurgulanmaya çalışılan devlet sistemini gözler önüne sermektedir…

Değiştirilen, dönüştürülen, başkalaştırılan Türkiye’de Atatürkçülere yasak, baskı ve zulüm vardır. Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarına ise destek, iltimas, tolerans, devlet kaynakları vardır…

Anlaşılmaktadır ki Cumhuriyet ve Atatürk düşmanları, Lozan’ın yıl dönümünde kılınan, Cuma namazını, “laik Cumhuriyet’in cenaze namazı” olarak kabul etmişlerdir…

Oy kaygısıyla hareket eden, konuşmalarında, “laiklikten” tek kelime söz etmeyen muhalefete; Atatürk ve Cumhuriyet konusunda hassas olduğuna inandığımız, Milliyetçi yurtseverlere, ayrımsız vatansever tüm siyasilere ve yurttaşlarımıza bir kez daha sesleniyoruz: “Şimdi değilse ne zaman, sen değilsen kim? Laik Cumhuriyet için toparlanın.”

Atatürkçü Düşünce Derneği

Whatsapp
google_160x600