TREN KAZASI ÖNERGELERİ

12.07.2018
110 kez okundu
kiyikose@devrimgazetesi.com.tr

CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre ve partili arkadaşlarının imzalarıyla verilen önergenin gerekçesinde, 2004 yılında Sakarya’nın Pamukova ilçesinde yaşanan ve 41 kişinin ölümüyle sonuçlanan ‘hızlandırılmış’ tren faciası hatırlatılarak, 14 yıl önceki kazanın ardından yürütülen soruşturma ve yargılamalar sonunda sadece makinistlerin cezalandırıldığı belirtildi ve “Dönemin Devlet Demiryolları Genel Müdürü Süleyman Karaman’ın, uzmanların ‘Demiryollarının alt yapısı hızlandırılmış trenlere uygun değil. Rayların doğrultusu ve hat genişliği bozulacak, yol eğrileşecek, tren yolunda çökme olacak. Önlemler acilen alınmazsa, trenin yoldan çıkması şeklinde kazalar olacaktır’ uyarılarına, ‘Kimsenin keyfi için tren durduramam. Hızlı trenin hiçbir tehlikesi yok’ şeklindeki sözleri bugün hala akıllardadır. Demiryollarına ilişkin dönemin en yetkili kişisi Süleyman Karaman, kazaya ilişkin sorumluluğuna karşın herhangi bir cezai işleme tabi tutulmamıştır. Süleyman Karaman herhangi bir cezai yaptırımla karşı karşıya kalmak bir yana ödüllendirilmiş ve bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekili olarak görev yapmaktadır. Ülkemizde kamu görevlileri ve siyasilere yönelebilecek her türlü idari ve adli soruşturmanın amacından uzaklaştırılmasının ağır bedelini ne yazık ki yine yeni toplu ölümlerin yaşandığı kazalarla ödemekteyiz” denildi


CHP’li Emir’den kritik sorular
Cumhuriyet Halk Partisi Ankara Milletvekili Dr. Murat Emir, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan’a, ‘Dördüncü koridor’ projesi kapsamında Avrupa Birliği’nin, Türkiye’ye Kapıkule-Halkalı tren hattının yenilenmesi için 680 milyon euro hibe kaynak tahsis ettiği iddialarını sordu ve konuyu Meclis gündemine taşıdı.
Milletvekili Emir önergesinin gerekçesinde, dördüncü koridor projesiyle, Almanya’nın Dresden şehrinden başlayıp, Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Bulgaristan’ı geçerek, İstanbul’a Kapıkule’den giriş yapıp Halkalı’da son bulacak tren hatlarının yenilemesinin öngörüldüğünü, bu kapsamda Avrupa ülkelerinin, 2-3 bin tonluk yük taşıyan tren katarlarını, saatte 200 kilometre hıza ulaşacakları altyapıyı hazırladığını dile getirmiştir.

Ankara Milletvekili Murat Emir, önergesinde şu soruları yöneltti:

·          ‘Dördüncü koridor’ projesi kapsamında Avrupa Birliği’nin, Türkiye’ye Kapıkule-Halkalı tren hattının yenilenmesi için 680 milyon euro hibe kaynak tahsis ettiği dile getirilmektedir. Bu iddia doğru mudur?

·         Doğruysa bu hibe, tarafımıza ne zaman yapılmıştır? Hibe yapıldığı tarihten itibaren, ilgili tren hattında, AB’nin dördüncü koridor kalitesine ulaştıracak proje ve fizibilite çalışmaları yapılmış mıdır? Proje, ön ihale ve ihale aşamasına getirilmiş midir?

·         Böyle bir proje varsa ne aşamadadır? Eğer ilgili kapsamda bir proje halen yapılmamışsa, bu zamana kadar neden beklenmiştir? Yapılan hibe nereye harcanmıştır? 

YAPILAN HİBE NEREYE HARCANDI ?
Murat Emir, bu konu için yaptığı değerlendirmede “08.07.2018 tarihinde yaşadığımız tren kazası sonrası 24 vatandaşımız hayatını kaybetti, 338 yaralımız var. AK Parti iktidarı ve Bakanlık sözcüleri kazanın, rayların altındaki toprağın, yoğun yağış sonrası boşalması sonucu gerçekleştiğini belirtmiştir. AK Parti’nin bu tür olaylarda her zamanki tavrının ‘sorumluluğu en alt birimdeki personellere ve doğa olaylarına yükleme’ anlayışı olduğu bilinmektedir. Bu tren hattının yenilenmesi için Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye 680 milyon euro hibe kaynak gönderdiği ancak AK Parti hükümetlerinin bu kaynağı Kapıkule-Halkalı hattının yenilenmesi için harcamak bir yana, bu proje için bir fizibilite çalışması, ön ihale ve ihale aşamalarına bile gelinmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, gerçekleşen kazayı sadece doğal afet sonucuna bağlamak çok sağlıklı sonuçlar doğurmayacağı gibi, başkaca oluşacak kazalara davetiye çıkartmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Kapıkule-Halkalı tren hattının altyapısı için hibe edilen kaynak, rayların yenilenmesi için harcansaydı, bu kaza gerçekleşmeyecekti. O halde bu kazadan kimler sorumludur? Hayatını kaybeden ve yaralanan vatandaşlarımızın vebali kimin veya kimlerin üzerindendir? Bu sorunun yanıtını, yukarıdaki bilgiler ışığında kamuoyunun takdirine bırakıyorum” açıklamasını yapmıştır.