TEKİRDAĞ BAROSU’NDAN KANAL İSTANBUL PROJESİNE DAVA

Tekirdağ Baro Başkanlığı, Kanal İstanbul projesi için yürütmenin durdurulması ve iptali nedeniyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na dava açtı.
15 02 2020
1117 kez okundu

Kanal İstanbul projesinin tartışmaları sürerken Çevre ve Şehircilik Bakanlığına, Tekirdağ Baro Başkanlığı tarafından İstanbul İdare Mahkemesine, Yürütmenin durdurulması ve iptali talebiyle dava açıldı.
İstanbul İdare Mahkemesi’ne başvuran Tekirdağ Barosu dava konusu olarak “Kanal İstanbul Kıyı Yapıları, Yat Limanları, Konteyner Limanları ve Lojistik Merkezler, Denizden Alan Kazanımı, Dip Taraması, Beton Santralleri Dahil projesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca verilen 5774 sayılı ve 17.01.2020 tarihli "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" Kararının İptaline, idari işlemin uygulanmasında telafisi güç ve imkânsız zararlar doğacağından davalı idarenin savunması alınmadan, teminatsız olarak Yürütmesinin durdurulmasına ve Yargılamanın Duruşmalı Yapılmasına karar verilmesi taleplerimizdir” ibarelerine yer verdi.
‘BU BİR EKOLOJİK YIKIM PROJESİDİR’
Dava dilekçesinde esasa ilişkin açıklamalarda ise; “Kanal projesi bir ekolojik yıkım projesi olup, ekolojik krizi daha da derinleştirecektir. Kanal yapılmak istenen alan, İstanbul ile Trakya arasında sıkışan sulak alanlar, orman, tarım ve mera alanları gibi değerleri için de barından bir bölgenin tam ortasından geçirilmek isteniyor. Kanal ile bütünleşik bir ekosistem kanal ile ikiye ayrılacak imara açılarak 1 Milyon 200 Bin kişilik bir nüfusun yaşadığı yerleşim alanı haline dönüştürülecek. Kentleri yaşanılabilir kılan unsurlar, doğal açık alanlar, nehir havzaları, orman, parklar, tarım ve mera alanlarıdır. Bu alanlar ayrıca, onlarca canlı türünü de barındıran alanlardır. Böyle alanların ortasından yapay beton parçaları ile bölmenin, yeni yerleşim alanları oluşturmanın ekosistemi ve yaşamı sonlandırmaktan başka bir sonucu olmayacaktır. Bu yüzden, kanal projesi ilk etapta İstanbul’u etkileyen bir proje olarak gözükse de, en başta bu alandaki kara ve deniz ekosistemi, canlı yaşamı, doğal, tarihi ve kültürel değerleri itibariyle daha geniş bir coğrafyayı yakından ilgilendirmektedir. Kanalın, Karadeniz ve Marmara Denizinde yaratacağı geri dönüşü mümkün olmayan ekolojik sorunlar üzerinden etki alanını düşünecek olursak; kanal, ilk başta İstanbul ve Trakya kentlerini, Marmara ve Karadeniz ekosistemlerinde oluşacak sorunlardan kaynaklı Marmara ve Karadeniz şehirlerini, İstanbul’un gıda, su gibi ihtiyaçlarını karşılama arayışı nedeniyle irtibat haline gireceği tüm şehirleri, ülkeleri yakından ilgilendirmektedir. Özellikle, iklim krizinden çıkışla ilgili yol aradığımız bu dönemde, krizi daha da arttıran bir siyasi dayatmadan başka bir şey değildir” ibareleri yer alıyor.


21 SAYFALIK DİLEKÇE HAZIRLANDI
İstanbul İdare Mahkemesine verilen ve maddeler halinde sıralanan 21 sayfalık dava dilekçesinde Davacı Tekirdağ Baro Başkanlığı Vekili Avukat Barış Aktaş, Davalı ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olması dikkat çekerken kanal İstanbul Projesiyle ilgili olarak yürütmenin durdurulmasına ve yargılama sonunda iptaline talep ediliyor.
Levent SİLİSTRE

Whatsapp
google_160x600