SANATIN DEĞERİ

11.10.2019
16 kez okundu
halit.celikbudak@devrimgazetesi.com.tr

Bilmem duydunuz mu… İngiliz grafiti sanatçısı Banksy'nin İngiltere’de Avam Kamarası’ndaki milletvekillerini şempanze olarak tasvir ettiği 'Devolved Parliament' isimli dört metrelik tablosu hafta içinde yapılan açık arttırmada 9.8 milyon sterline satıldı. Banksy, dünyanın en esrarengiz sanatçılarından biri… 1974 Bristol doğumlu İngiliz vatandaşı olması dışında hakkında neredeyse hiçbir şey bilinmeyen efsanevi sokak grafiti sanatçısı… İstanbul’da Global Karaköy’de Ocak ayında ‘The Art of Banksy’ adlı bir sergi açılmıştı… 

* * * *

Türk resmine damgasını vuran Osman Hamdi Bey’in en ünlü eserlerinden biri olan ‘Kur’an Okuyan Kız’ tablosu da kısa bir süre önce Londra’daki ‘19. Yüzyıl Avrupa, Victoria Dönemi ve Britanya Empresyonist Sanatı’ başlıklı müzayedede 6 milyon 315 bine satıldı… Bu meblağlar elbette ki dünya sanat piyasasında çok büyük rakamlar değil… Bunlar yakın bir zaman önce satıldığı için örnek olarak yazdım… Leonardo da Vinci’nin 450 milyon dolara satılan, ‘Salvador Mundi’ veya Paul Gauguin’in 300 milyon dolara satılan ‘Nafea Faa Ipoipo’ (Benimle ne zaman evleneceksin) isimli tablosu gibi eserleri bir kenara koyuyorum…

* * * *

Yiyeceğin, içeceğin, otomobilin,apartman dairesinin değerini kesin olmasa bile belirleyebiliyoruz… Maliyet, kazanç, arz, talep dengesi… Ama bir sanat eserini önemli kılan nedir… Eserlerin değerlerini kim belirliyor… Sanat tarihçileri mi, koleksiyonerler mi, sanatçının kendisi mi, eleştirmenler mi, müzeler mi, müzayede evleri mi… Sanatseverlerin payı var mı bu karar mekanizmasında... Sanat piyasası biz sanatseverlerden bağımsız bir şekilde onlara bir değer mi biçiyor… Eğer bir mekanizma varsa bu her ülkede her toplumda her coğrafyada aynı şekilde mi işliyor… Bir sanat eserine biçilen sanatsal değer ile satış değeri arasında bir korelasyon var mı…

* * * *

‘The Price of Everything’ (Herşeyin fiyatı var)… Amerikalı yönetmen Nathaniel Kahn’ın 2018’de hazırladığı belgeselde, dünyada milyarlarca dolarlık sanat piyasasını araştırmış… Dünyada bunu en fazla 75 kişilik bir grubun yönlendirdiğini anlatıyor… Uzmanlık alanım olmadığım için bir yorum yapamıyorum… Ama kültür ekonomisi konusundaki çalışmalarıyla tanınan William Grampp 1980’lerde ‘Pricing the Priceless’ (Paha Biçilemez Olana Paha Biçmek) isimli kitabında bu konuyu işliyor… Grampp’e göre, ekonomik değer tüm değerlerin temeli… Ona göre, estetik değerler ancak ekonomi bağlamında açıklanabilir… Tabii bu neo-klasik ekonomiye ait bir anlayış… Sanatsal değerin herhangi bir fiyata indirgenebilecek herhangi bir fayda değeri olduğunu benimseyen bir anlayış… Grammp’a bakarsak genel olarak biz sanatseverlerin bazen paha biçilemez diye tanımladığımız sanatsal eserlere, fayda değeri üzerinden bir fiyat biçilebilir…

* * * *                                   

Kültür ve sanat ekonomisi dallarında uzman profesörler Michael Hutter ve David Throsby bu konuyu araştırmışlar… Derledikleri 'Paha Biçilemez: Kültür, Ekonomi ve Sanatta Değer Kavramı' isimli kitap Türkiye’de 2013’te Sel Yayıncılık tarafından yayınlanmış… Kitapta bu konu enine boyuna ele alınıyor… Hutter ve Throsby sanat ve kültürde değer araştırmalarının yetersiz kaldığını işaret ediyorlar. Bunun sebebinin de bu alanda çalışan akademisyenlerin konuyu sadece kendi disiplin sınırları içinde ele almaları olduğunu gösteriyorlar ve  bu konunun disiplinler arası incelenmesi gerektiğini savunuyorlar… Görüldüğü gibi sanata nasıl değer biçildiğini açıklığa kavuşturmak kolay değil…