PSİKOLOJİK İHTİYAÇ: GRUBA AİT OLMA

21 02 2019
1348 kez okundu
handandemirkiran90@gmail.com

Günlük hayatımızda ‘grup’ kavramından bahsederken çoğul olmayı kastederiz. Sosyal psikolojide grup kavramı ‘etkileşim halinde bulunan birden fazla insan’ anlamına gelir. Bir kalabalığın grup olabilmesi için de ortak amaçlar, ortak normlar, kendilerini bir grup gibi hissedebilmeleri için de ortak koşullar gerekmektedir. Hepimiz yaşamımızda aile, arkadaş grubu, çalışma grubu gibi küçük gruplara dâhil oluruz. Yaşadığınız sürece bir gruba ait olmak istersiniz. Toplumdaki en önemli ve öncelikli grup, ailedir. Ailesini tanımadan büyümüş biri, yıllar sonra bile ailesini bulmak ister. Çünkü her insan kökenini, kim olduğunu bilip ait olduğu grubu tanımak ister.
Bir gruba ait olmak psikolojik ve sosyal gereksinimlerimizi karşılamamıza yardım eder. Gruplara katılarak yalnız başımıza altından kalkamayacağımız işlerin altından kalkabiliriz. Gruplar aynı zamanda kendimizi güvende hissetmemizi de sağlar. Bir gruba üye olmak sosyal bir kimlik edinmemizi de sağlar. Ayrıca grup içerisindeyken yalnız olduğumuz zamanlardakinden daha farklı davranırız. İçinde bulunduğu grup tarafından destek gören ve değer verilen kişi hiç kuşkusuz daha olumlu bakacaktır hayata.
Geçen hafta grup ortamında katıldığım bir gezide bu konuyla ilgili gözlemlediklerimden bahsetmek isterim. 20 kişilik bir grupla bilmediğimiz bir şehirde geçirdiğimiz birkaç günde, o gruba ait olarak her konuda paylaşımlarda bulunup, birbirimizi hiç tanımasak da yaşadığımız yerlerden çok uzakta birbirimize destek olarak keyifli zaman geçirdik. Orada ait olduğumuz grubun pankartını açıp fotoğraf çektirmek bile size iyi gelebiliyor. Çünkü birliktesiniz ve birbirinizden destek alıyorsunuz.
Köy muhtarının evinde misafir olduk ve son yıllarda turizm anlamında ilerleme kaydedildiğinden ancak konaklama alanlarının kısıtlı olduğundan bahsetti. Hem bu nedenden hem de kültürel açıdan, civar köylerde yaşayanların şehir dışından gelenleri evlerinde misafir etmelerine yönelik bir çalışma yapılmış valilik tarafından. Ancak kimse yanaşmamış bu duruma. Muhtarın görüşüne göre tembellik, umursamazlık, boşvermişlik bunun nedeni. O an anladım ki sadece yaşadığım şehirde ya da gittiğim o köyde yaşanan bir şey değil bu. Ülkenin tamamında belki de ülkenin dışında da olan bir durum. Tükenmişlik, vazgeçmişlik, umutsuzluk, yorgunluk ve hepsinin sonunda yaşanan çaresizlik gibi duygular hissettiklerimize eklenebilir. Yol boyunca bunun nedeninin psikolojik ihtiyaçların karşılanmaması üzerine düşündüm. Ülke olarak, dünya olarak bir gruba ait olmayı bırakmış; iyi olmak için birbirimizden destek görmekten vazgeçmiştik. Yani o ki herkes ‘kendi yağında kavrulmuş’ ya da ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ mantığında. Hâlbuki psikolojik anlamda iyi hissedebilmek için dünyada yaşayan her insanı grubun bir üyesi olarak görmeliyiz. Birbirimize destek olarak, kol kanat gererek, belki fotoğraf çekilmek için yan yana gelerek, belki de evimizde misafir ederek psikolojik gereksinimlerimizi karşılayabiliriz ve olumsuz duygularımızdan kurtulabiliriz. Bence bu dünyada yaşayan her insanın buna ihtiyacı var; biraz iyilik biraz sevgi ile…
Demek istediğim o ki, iyi olmak için tüm dünyada yaşayan insanlar olarak birbirimize ihtiyacımız var. Ülkenin bir ucundan diğer ucuna gittiğimde bile, aynı duyguları hisseden insanların olduğunu görünce aslında bizim çok büyük bir grup olduğumuzu anladım. Bu arada bende bu duyguları çağrıştıran Yürüyen Ayaklar ekibine, özellikle Uğur Şimşekkaya’ya ve gezideki ‘GRUP’ arkadaşlarıma teşekkürler, selamlar..

Firma Rehberi
Whatsapp
google_160x600