Kuruyan göllerimiz nasıl peşkeş çekildi?

18 01 2021
147 kez okundu
kiyikose@devrimgazetesi.com.tr

Tatlı su göllerimiz 1950’den beri politikacılarımız tarafından seçmene peşkeş çekilerek kurutuldu. Tanık olduğum göllerin kurutulma hikâyeleri şöyledir:

Gavur Gölü: 1952-54 arasında Kahramanmaraş’ın 20 kilometre güneyindeki, 900 kilometrekare = 9 milyon hektar yüz ölçümünde Gavur Gölü, göldeki kamışlar bataklık sayılarak kurutulmaya başlandı. Oysa burası içindeki kamışlarla doğa harikası bir göldü; içinde torik benzeri bıyıklı yayın balıkları zaman zaman avlanırdı. Bu gölün DSİ mühendisi, sonradan Başbakan ve Cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel’di. Göl kurutuldu ve kazanılan arazi DP/AP’li Mehmetbey ve Bozhüyük köylülerine dağıtıldı. Su tamamen kurumamıştı, ‘doğa ana’ reddetmişti. 1983 yılında ilkbaharda tekrar kaynadı.

Eğridir: Isparta’nın Eğridir Gölü, bataklık kurutma bahanesiyle kurutuluyor! Gölden 450 metreküp sulama suyu çekilince ne olur? “Kuruyor” diye ağlamaya başlanır. Sonra da ‘uyanık vatandaş’ kuruyan bu toprakları zapt eder! Bunlar AP,  ANAP, DYP ve AKP’nin yerel teşkilat mensuplarıdır. Vatandaş için arazi kapatmak kutsal bir haktır. Proje mühendisi yine genç Süleyman Demirel’dir. Şevket Demirel’in ürettiği elmalar ihracatta Türkiye’nin yüzünü güldürmektedir.

Eber ve Çumra: Afyon’daki kâğıt fabrikalarına sukamışı veren Eber ve Çumra gölleri, AKP döneminde kâğıt fabrikaları özelleştirince sahipsiz kalmışlar ve kurumuşlardır.

Kastamonu Kâğıt Fabrikası’nın kamış ve suyunu aldığı Kastamonu Gölü bir diğer özelleştirme kurbanıdır.

Göllerin yok edilme usulü: Bir kara çalınarak su kurutulmakta, sonra yerli sağ parti teşkilatı arazileri artık vatandaşa değil kendi zilliyetlerine geçirmektedir.

Şimdilik göller böyle yok olmaktadırlar.

Su kaybını önlemek için yeraltı barajları yapılmalı ve barajın yüzeyi güneşi kesen bilyalarla örtülmelidir. İlk DSİ Genel Müdürü Süleyman Demirel’in 1960 yılındaki raporlarında bu çözümlerden bahsedilmiştir. Çünkü şimdiki yöneticiler bu çözümlerden su kıtlığına çare olarak bahsetmektedirler. Kararlar, tarım, su varlığı göz önüne alınarak alınmalıdır. Çünkü 1965 yılında Demirel başbakan iken, Atatürk’ün arşivlerden 1936 Meclis açılış nutkunda, “Elbistan Ovası’nın hemen altında 40 milyon ton kömür madenleri var, hükümet bunu değerlendirsin” demiş ve kömürler böyle değerlendirilmiştir.

Aslan ÖZMEN 
Yüksek Mühendis

Yalçın Bayer’in Hürriyet’teki köşesinden…

//////////

Yoksulluk çocuk işçi sayısını artırıyor 

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer,  yokluk ve yoksulluğun çocuk işçiliğini artırdığını, durumun Meclis araştırması ile incelenip, önlem alınmasını istedi.

Gürer, ülkemizde tarımda ve farklı sektörlerde, çocuklara yaşlarından büyük işlerin yüklenmesinin önüne geçilmesi amacıyla yoksullukla mücadele edilmesi ve aynı zamanda ücretsiz ve temel eğitime, sürekli ve düzenli erişimin yolunun açılması gerektiğini belirtti.

 

ÇOCUKLARIN EMEĞİ SÖMÜRÜLÜYOR 

Tüm dünyada olduğu gibi çocuk işçiliğin ülkemizde arttığına işaret eden Gürer, “Çocuklar aile içi çok farklı hizmetleri yerine getirirken aile bütçesine ekonomik katkı amaçlı olarak yaşlarından büyük işlerde de yer almaya başlamıştır. Çocuk emeğinin sömürüsünün en kötü biçimleri ise tüm dünya sorunudur ve mutlaka önlenmelidir” dedi. 

ZORLA ÇALIŞTIRILIYORLAR

Dünya çapında araştırmalara göre 12 milyon 300 bin insanın uygun olmayan koşullarda çalıştırılıyor olmasının, esasen çalışma yaşamının ne kadar ağır koşullar içerdiğinin bir göstergesi olduğunu kaydeden Ömer Fethi Gürer, “9 milyon 800 bini özel kesimde, geriye kalan 2 milyon 500 bini devlet ve yönetime el koyan güçler tarafından çalıştırıldığı ifade edilmektedir. Acı ve düşündürücü olan ise zorla çalıştırılanların yüzde 40 ile 50’sinin çocuklar, yüzde 56’sının kadın ve kızlardan oluştuğu ILO (2005) değerlendirmelerinde yer almıştır” dedi.

Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde çocukların ekonomik istismarının önlenmesi  ve bu bağlamda kamunun yetkisini artırıcı birçok düzenleme sağlanmıştır. Bu bağlama düzenlenen kuralların uygulaması, takip ve denetimi gerekli kılmaktadır. Ülkemizde çocuk nüfusu 20 milyonu aşmıştır. TÜİK, 2018 yılı nüfusunun yüzde 28’ni çocuk oranı olarak belirlemiştir. Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuk Acil Yardım Fonu, Türkiye’nin dünyada en yüksek kayıtlı mülteci nüfusu barındıran ülke olduğunu belirtiyor. Ülkemizde 1 milyon 700 bin 18 yaş altı çocuk bulunmaktadır. Ülkemizde tarımda ve iş yerlerinde işçi olarak çalışan çocuklar yanında, tehlikeli ve olumsuz koşullarda çalışan çocukların durumları da incelenmelidir” şeklinde konuştu.

  

 

 

 

Firma Rehberi
Whatsapp
google_160x600