KÖY ENSTİTÜLERİNİN 78. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ

16.04.2018
169 kez okundu
kiyikose@devrimgazetesi.com.tr

Köy Enstitüleri Anadolu’nun aydınlanma meşaleleri olarak “köylere öğretmen ve yararlı diğer meslek erbabını” yetiştirmek üzere 1937 yılında açılmaya başladı. 17 Nisan 1940 yılında da 3083 sayılı yasayla, Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı yaptığı dönemde ve İsmail Hakkı Tonguç’un önderliğinde kuruldu.
Köy Enstitüleri’nin kurulduğu dönemde Türkiye, eğitim düzeyi düşük, sanayisi cılız, nüfusunun yüzde 80’i köyde yaşayan bir ülkeydi. Bu yıllarda ülkede okuryazarlık düzeyi yüzde 25 civarındaydı. Nüfusu 18 milyona yaklaşan Türkiye’de 1939-40 ders yılında ortaokul öğrencilerinin sayısında ve lise öğrencilerinin sayısında önceki yıllara kıyasla büyük bir artış görülmüştür.
Köy Enstitüleri’yle birlikte ekonomik ve toplumsal kalkınma hedeflenmiştir. Çünkü okuryazar olmayan bir toplum ile Atatürk Cumhuriyetinin hedefi olan çağdaş uygarlığa ulaşılamazdı. İşte Köy Enstitüleri ile bu eksiklik giderilmeye çalışılmıştır. Köy Enstitüleri, savaştan çıkmış, viraneye dönmüş, yanmış, yakılmış Anadolu ile yoksullukla, cehaletle boğuşan Anadolu insanını uyandırma, ayağa kaldırma, uygar bir Türkiye yaratma projesiydi. Öğrenciler; öğreniyor, öğrendiklerini uyguluyor ve üretiyordu. Bu dönemde köy çocukları eğitildikten sonra köylerine tarımda, sanatta, zanaatta ve sağlık alanlarında öğretmen olarak geri gönderilmiştir. Köy Enstitülerinin başlıca amacı kırsal alanı kalkındırmak, köylüyü eğitmek ve eğitmenlerle köylüyü üretici duruma getirmekti.
Yüzyıllardır horlanmış köy çocuklarından yazarlar, şairler, müzisyenler, bilim adamları çıkmaya başlamıştı. Anadolu uyanıyordu. Ancak bu yüksek dinamizm ve Cumhuriyetçi kadronun kazandırdığı ivme gerici ve tutucu egemen güçlerden tepkiler almaya başlamıştı. Ülkenin toplumsallaşma sürecini kolaylaştırmak için gerçekleştirilen Köy Enstitüleri girişimi, kazandığı onca olumlu sonuca karşın dinsel değerlerin çöküşüne neden olduğu gerekçesi ve komünizm geliyor korkutmalarıyla tamamlanamadı. Önce bilinçli olarak içi boşaltılan ve yozlaştırılan Köy Enstitüleri kapatılarak Anadolu’nun en önemli aydınlanma projesi ortadan kaldırıldı.
Bugün öğretmen yetiştirmeden başlayarak eğitim sisteminin yaşadığı pek çok sorunun kaynağında Köy Enstitüleri’nin kapatılması yatmaktadır. Köy Enstitüleri’nin kapatılması ülkemizdeki aydınlanma sürecinin durdurulması ve demokratik işleyişin sekteye uğratılması anlamına gelmiş, genel anlamda da demokrasimizin derin bir yara alması sonucunu doğurmuştur. Enstitülerin kapatılması Türkiye’nin aydınlanma tarihinde gericiliğin zaferi olarak yerini almıştır.
Ne yazık ki, o gerici anlayışın uzantıları bugün de işbaşındadırlar. AKP iktidarı döneminde uygulanan politikalarla eğitimin niteliği düşürülmüş, çağdaş, bilimsel, akılcı, laik eğitim sistemine büyük bir darbe vurulmuştur. 4+4+4 eğitim sistemi ile Cumhuriyet’in temeli olan “Öğretim Birliği” parçalanmış, laik, bilimsel, parasız ve ulusal eğitim yok edilmiş, okullarımız medreseye döndürülmüştür. Siyasi iktidar,  çocukları medrese eğitimi ile “itaatkar”, “biat eden”  kullar haline getirmeye çalışmaktadır.
78. Kuruluş Yıldönümünde Köy Enstitüleri’nin ilerici, demokrat ve aydınlanmacı geleneğine sahip çıkıyoruz. Eğitim-İş olarak amacımız; Köy Enstitülerinin felsefesi, heyecan ve ruhunu okullarımızda yaşatmak, tüm yurtta cumhuriyetin, aydınlanmanın ateşini yeniden yakmak, ülkemizin geleceğine umut ve ışık olabilmektir. Eğitim-İş, Mustafa Necati’den, Hasan Ali Yücel’den, Fakir Baykurt’tan ve Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ten devraldığı bu görev ve sorumluluğu yerine getirme azim ve kararlılığındadır.
Eğitim-iş Sendikası
Antalya Şubesi 


Şehitler Haftası’nda acı haber
CHP Genel Başkan Yardımcısı İlgezdi: “Vatan uğruna şehit olan evlatlarımızın kutsal emanetini korumak, onurlu mücadelelerini gelecek kuşaklara aktarmak bizim görevimiz.”
“Şırnak’ın Bestler-Dereler bölgesinde, terörle mücadele kapsamında kurulan Kuyutepe üs bölgesine düzenlenen hain saldırıda, ilk bilgilere göre, üç Mehmetçik’imizin şehit olduğunu, bir MehmetçiK’imizin de yaralandığını büyük bir üzüntüyle öğrendik. Ülkemizin onuru; kahramanlarımızı andığımız ‘Şehitler Haftası’nda, Şırnak’tan gelen acı haberle yüreklerimiz bir kez daha dağlandı.
Bu alçak eylemler; ülkemizi kaosa sürüklemek üzere yıllardır sahneye konulan acımasız bir projedir. Kararlılıkla ifade ediyoruz ki, teröre karşı ortak birlikteliğimizi sürdürmeye devam edeceğiz.
Masum sivilleri, bebekleri, yaşlıları, halka hizmet eden öğretmenlerimizi, doktorlarımızı, halkımızın can güvenliği için cansiperane mücadele eden asker ve polislerimizi hedef alan terör odaklarının bağlantılarını ortaya çıkarmadan terörle mücadeleyi başarıya ulaştırmak mümkün değildir.
Biliyoruz ki, ateş düştüğü yeri yakıyor. Ne yaparsak yapalım, şehit ailelerimizin evlat hasretiyle geçirdiği bir dakikayı, asla, telafi edemeyiz. Her geçen gün büyüyen evlat özlemlerini gideremeyiz.
Şehitlerimizin yazdığı onurlu tarihi öğrenmek, öğretmek ve hafızalarda canlı tutmak geleceğimizin güvencesidir. Vatanımızı canları pahasına koruyarak, bağımsızlığımızı ve birlikteliğimizi ortadan kaldırmaya çalışan odaklara karşı mücadele ederken, vatanın sinesine emanet ettiğimiz şehitlerimize minnet borcumuzu ömür boyu ödeyemeyiz. Ancak; ülkemizin dört bir yanından gelerek, vatan uğruna şehit olan evlatlarımızın kutsal emanetini korumak ve onların onurlu mücadelelerini gelecek kuşaklara aktarmak, şehit ailelerimizin sorunlarına sahip çıkmak ve çözüme kavuşturmak bizim görevimizdir.
Bu vesileyle, Şırnak’ta şehit olan Mehmetçiklerimiz başta olmak üzere, vatan uğruna toprağa düşen nice kahramanlarımızı rahmet ve saygı ile anıyorum. Mekânları cennet olsun.”
Gamze AKKUŞ İLGEZDİ
CHP Genel Başkan Yardımcısı