KIRMIZI ETE ACİL ÖNLEM ŞART

13.11.2017
76 kez okundu
kiyikose@devrimgazetesi.com.tr

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kırmızı ette üretim düşüşünün sürdüğünü, acil önlemin şart olduğunu bildirerek, “Bu yılın üçüncü çeyreğinde kırmızı et üretimi yüzde 23,6, 9 aylık dönemde yüzde 11,2 azaldı. 2016 yılında 1 milyon 173 bin 42 ton olan kırmızı et üretimi, Eylül ayı itibarıyla son bir yıllık dönemde 1 milyon 65 bin 105 tona indi” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, ilk çeyrekte yüzde 2,3, ikinci çeyrekte yüzde 3,4 düşen kırmızı et üretiminin hem 2015 hem 2016 hem de 2017 yılında Kurban Bayramı’nı içeren üçüncü çeyrekte yüzde 23,6 azalmayla 394 bin 665 tondan 301 bin 331 tona gerilediğini belirtti. Ocak-Eylül dönemine bakıldığında kırmızı et üretiminin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,2 düşüşle 902 bin 354 tondan 794 bin 417 tona indiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Bu yıl 9 aylık döneminde kırmızı et üretimindeki azalma 107 bin 937 tonu buldu. 2016 yılında 1 milyon 173 bin 42 ton olan kırmızı et üretimi, Eylül itibarıyla son bir yıllık dönemde 1 milyon 65 bin 105 tona geriledi.
Kırmızı etteki üretim düşüşünde tek neden sığır eti üretimindeki düşüş olarak görünüyor. Koyun eti üretimi 9 aylık dönemde yüzde 10,2, keçi eti üretimi yüzde 14, manda eti üretimi yüzde 330 arttı. Üçüncü çeyrekte üretim artışı koyun etinde yüzde 39,9, keçi etinde yüzde 25,5, manda etinde yüzde 400,9’u buldu. Türkiye, 9 aylık dönemde 73 bin 840 ton koyun, 28 bin 347 ton keçi, 1230 ton manda eti üretti. Eylül itibarıyla son bir yıllık dönemde, koyun eti üretimi 89 bin 314, keçi eti üretimi 34 bin 498, manda eti üretimi bin 295 tonu buldu.”
MALİYETLER İNDİRMEDEN UCUZ ET YEMEK İMKANSIZ
Sığır eti üretimindeki düşüşün önemli olduğunu, bu gidişe bir son vermek gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:“Acil önlem şarttır. Üreticilerimiz acil olarak desteklenmelidir. Bizce en iyi önlem de besiye alınan sığıra bin lira destek vermektir. Bu destek, ahırları yeniden dolduracak, kırmızı et üretimini artıracaktır. En kısa zamanda harekete geçilmezse, 2010-2016 döneminde 5 milyarı aşan miktarda döviz ödediğimiz damızlık, besilik, kasaplık ve et ithalatımız çok daha yüksek rakamlara ulaşır. Et maliyetinin yaklaşık yüzde 60-70’i besi hayvanı, yüzde 20-30’u ise yemdir. Besi hayvanı ve yem maliyetini indirmeden ucuz et yemenin imkanı yok. Üreticimiz, karkas etin kilogramını 27 lira 57 kuruşa mal ediyor, ortalama 25 lira 69 kuruşa satıyor. Bazı yerlerde satış fiyatı 23 liraya kadar iniyor. Ortalamaya baktığımızda bile üreticimizin karkasta kilogram başına zararı 1 lira 88 kuruşu buluyor. Hayvan başına zarar da 495 lira 93 kuruşa ulaşıyor. Bu zarar karşılanır, besicimize de hayvan başına 500 lira kar elde etme imkanı tanınırsa ahırlar dolar.Üreticimiz tedirgin, pazarlarda yaprak kımıldamıyor. Ahırları doldurma konusunda kararsız. Üreticiye, önünü görebileceği bir piyasa fiyatı oluşturmak, ithalat söylemlerinden vazgeçmek gerekir.”   


Didem Engin Ar-Ge ve yatırım teşviklerinin etkisini sordu
Ülkemizin küresel rekabette ön sıralarda yer alabilmesi için büyük önem taşıyan Ar-Ge ve yatırım teşvik ve desteklerinin etkilerinin sınırlı kalmasına dikkati çeken CHP İstanbul Milletvekili Didem Engin, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün yanıtlamaları istemiyle verdiği iki ayrı soru önergesiyle konuyu TBMM gündemine taşıdı. İşsizlik oranının yüzde 10,7’ye yükseldiğini hatırlatan Didem Engin, “Verilen teşvik ve desteklerin etki analizlerinin ciddiyetle yapılması gerekli, ancak ne yazık ki Hükümet bu etki analizlerini sağlıklı bir şekilde yapmıyor. Örneğin Ar-Ge ve yatırım teşvik ve destekleri ülkemizin en önemli sorunlarından olan işsizlikle mücadelede gereken etkiyi gösteremiyor. Hükümet’in bunun sebepleri üzerinde acilen durması ve bir çözüm üretmesi şart” dedi.
TEKNOLOJİ AÇIĞIMIZI KAPATACAK ADIMLAR ATILMALI
Didem Engin, üretime katkı sunan tüm birimlerin Ar-Ge’ye, tasarıma ve inovasyona ağırlık verecekleri şekilde teşvik sistemine katılımının sağlanması gerektiğini belirterek “Her ne kadar son yıllarda farklı teşvik ve destekler içeren değişiklikler hayata geçirilmişse de açıktır ki bilime, Ar-Ge’ye, inovasyona, tasarıma, üretime ve sanayiye topyekûn ve vizyoner bir bakış açısı ile yaklaşmadığımız ve teknoloji açığımızı kapatacak devrimsel adımlar atmadığımız müddetçe küresel yarışta daha da geride kalmamız çok olasıdır” ifadelerini kullandı.
TUİK tarafından açıklanan son işsizlik verilerine göre Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısının 3 milyon 443 bine ulaştığını, işsizlik oranının ise yüzde 10,7’ye yükseldiğini hatırlatan Didem Engin, “Bu durumda verilen Ar-Ge ve yatırım teşvik ve desteklerinin ülkemizin en acil sorunlarından biri olan işsizlikle mücadelede beklenen etkiyi gösteremediği açıktır. Hükümet artık gerçekçi olmalı ve işsizlikle mücadelede başarısız olduklarını kabul etmelidir” dedi.