KAZ DAĞI’NI KAZ GİBİ YOLMAK

08.08.2019
177 kez okundu
kiyikose@devrimgazetesi.com.tr

Kanadalı bir altın şirketinin Kaz Dağı’nda yaptığı altın arama işlemi, ağaçların kesildiği alanın trajik görüntüleri ortaya çıkınca tepkilere neden oldu.
Bu tepkiler bence çok haklıdır. Çünkü adını mitolojiden alan ve pınarları ile ünlü bir bölgede bu ağaç katliamı kabul edilemez.
Efsaneye göre; ‘İda’ adını ‘İdaios’tan alır. ‘İda’ adı, Anadolulu şair Homeros’a göre ‘Bin pınarlı, çok pınarlı, hayvanı ve bitkisi bol olan yer’ demektir.
Yunanlılar döneminde Kazdağı’na ‘İda-İlyeda’ ve doruğuna da ‘Ayda’ denilmektedir. ‘Ayda’ ilâhların ve ilâhelerin kutsal merkezidir.
Şaman dininden olan şimal Türklerinden Aktav Türkleri buraya gelip yerleşince eski inançlarını Türk-İslâm perdesine bürüyerek ‘Ayda’ doruğuna ‘Sarı kız’ ve asıl dağa da ‘Kazdağı’ adını vermiştir.
‘Kaz’ kelimesi; bütün ‘Tahtacı’ dedigimiz Türkmenlerce kutsal sayılan bir hayvandır.
Çember veya üçgen içine çapraz iki kazayağı olarak işlenen, ilahi ve uğur getiren bu sembol; her Türkmen’in iş elbisesinden mezarına kadar her yerde kullandığı bir simgedir.
İşte bu nedenle de İda Dağı’nın adı ‘Kaz Dağı’ olmuştur.
Kaz Dağı’nın adı; XIX. Yüzyıl Kal’a-i Sultaniye Salnameleri’nde, ‘Abdal Dağları’ olarak da geçmektedir. “Bu ormanlardan başlıcaları Bergoz ve Karadağ ve Çataltepe ve Aptal dağlarıdır… Abdal-ı mezkur Kaz dağıyla (Abdal adıyla geçen Kaz dağıyla) Biga ormanları meyanında…” ifade edilmektedir.
Tüm bu tarihsel geçmişine rağmen; burada vahşi bir altın arama alanı açılması sadece Kaz Dağı’nın değil aynı zamanda Türk halkının kaz gibi yolunması demektir.
Ancak bu defa çok büyük bir yanlış yaptılar. Türk milleti yıllarca ‘kaz’ gibi yolunmaya alışmıştı.
Geçiş garantili otoyollar, hasta garantili hastaneler yoluyla devletin kasasından milyarlarca TL aktarılan şirketlere kimse ses çıkarmıyordu.
Ancak sen kalk ‘Kaz’ Dağları’nda halkı kaz gibi yolmaya çalış, bu da yetmiyormuş gibi doğa harikası bir ormanı yolunmuş kaz görüntüsüne çevir, işte bu olmaz.
Maden sahasının görüntüsü, kazı yapılan dağın adı tüm çıplaklığıyla ‘kaz’ yerine konduğumuzu çağrıştırınca bu kadarına Türk halkı bile dayanamadı ve tepki verdi.
Umarım bu Kaz Dağı gösterileri iktidarı ‘enkaz’ haline getirmez.
Bu zamana kadar hep ‘en kaz’ yerine konulan halk bu kez iktidara ‘enkaz’ muamelesi yapabilir.
Ersoy ÖNGÜN


TÜRKİYE’DE 3 MİLYON 643 BİN SURİYELİ MÜLTECİ YAŞIYOR
TÜRKİYE’de yaşayan Suriyeli mülteci sayısı her geçen gün artarken, mülteci sayısının Ağustos itibariyle 3 milyon 643 bin 870 olduğu belirlendi. Türkiye’de geçici koruma kapsamındaki Suriyeli mülteci sayısı da her gün artış gösterirken, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nden edinilen bilgiye göre, bu rakamın 1 Ağustos itibariyle 3 milyon 643 bin 870 kişiye ulaştığı gözlendi. 2012 yılında sadece 14 bin 237 mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye’de, zaman içerisinde artan nüfus yoğunluğu dikkat çekti. Geçici korumu altındaki Suriyelilerin en çok yaşadığı yer ise 547 bin 943 ile İstanbul olarak belirlendi. Artan Suriyeli mültecilerle birlikte, Ağustos ayında İstanbul’da Suriye TV kanalı kurulurken, çalışanlarının Türkiye’deki Suriyeli gazeteci ve televizyoncular tarafından oluşturulduğu kaydedildi.


SOSYAL MEDYA İLE EVLERİMİZİ DÜNYAYA AÇTIK!
ESKİDEN ‘aile albümlerimiz’ vardı. Onları sadece bizim için özel olan kişiler görebilirdi. Şimdi ise ‘sosyal medya albümlerimiz’ var. Artık en ‘özel’ anlarımız bile kamuya açıldı!
Özellikle çocukları ihlal eden paylaşımlar son derece sakıncalı. Her çocuk özeldir ve hiçbir çocuğun kamuya mal edilmesine lüzum yok.
Yazar Ömür KURT


GÜNÜN SÖZÜ
“Rant dürtümüz bizi canavarlaştırdı. Altın yaşam ararken teneke hayata mecbur kalacağız.”
Hüseyin BARANER