KARNE PSİKOLOJİSİ: ‘VELİLERİN (!)’ KARNE SEVİNCİ

22.06.2019
1290 kez okundu
handandemirkiran90@gmail.com

Okullar kapandı, karneler alındı, tatil başladı… Sosyal medyaya girildi, kimlik numaraları kapatıldı, takdirler, teşekkürler, iftihar belgeleri paylaşıldı. Herkes bu belgeleri almanın ne kadar kolay olduğunu düşünmeye başladı çünkü sadece bu belgeleri alanların aileleri sosyal medyada bunu paylaştı. Belge alamayan, zayıfı olan ya da sınıf tekrarı olan bir çocuğun karnesinin paylaşıldığını görmezsiniz. Bu yüzden böyle karneye sahip olan çocukların aileleri sadece kendi çocuklarının başarısız olduğunu düşünürler. Peki, gerçek başarı sadece karneye bağlı mı ortaya çıkar? Çocuklarımızın eğitim hayatlarındaki psikolojik taraf, hayat başarılarını ne kadar etkiler? Karnesinin iyi ya da kötü olması onu iyi ya da kötü biri yapar mı?
Anne baba olmak zor; hele ki herkesin hayatını sosyal medyada yaşadığı bir dönemde anne baba olmak daha da zor. Çünkü kimse kötü olarak algılanabilecek, toplum tarafından onay görmeyen tarafını paylaşmayı istemez. Sadece yaşadığı güzel anları ya da olmasını istediği şeyleri paylaşmayı tercih eder. Hâlbuki kimse dört dörtlük değildir; başımıza iyi şeyler gelebildiği gibi kötü şeylerde gelebilmektedir. Kötü notlu bir karnenin üstüne bir de iyi karne paylaşımlarına rastlamak aile için çok yıkıcı bir durum olarak algılanabilir. Burada dikkat edilmesi gereken birkaç şeyden bahsetmek isterim.  Öncelikle iyi notlar göz ardı edilmemeli ve yalnızca kötü notlar değerlendirilmemelidir. Her çocuğu tek ve biricik olduğu unutulmamalı ve çocuğun karnesi kardeşlerinin, arkadaşlarının ya da ailedeki diğer çocukların karneleriyle asla kıyaslanmamalıdır. Şiddetten uzak durulmalıdır. Eleştiren, aşağılayan, küçük düşürücü ifadeler kullanılmamalıdır. Karnesinden dolayı çocuk suçlanmamalı ve cezalandırılmamalıdır. Çocuğu suçlamak ya da aşağılamak aileler tarafından kısa vadede çocuğun motivasyonunu yükseltme amacına yönelik başvurulacak tek yol gibi görünse de uzun vadede çocuğun benlik saygısının azalmasına, kendisini değersiz görmesine ve motivasyonun düşmesine neden olacaktır. Karnesi iyi de olsa kötü de olsa eve karnesiyle gelen çocuğa verilen değer ve sevgi hissettirilmelidir. Her zaman her koşulda sevildiğini, değer verildiğini ve kabul edildiğini hisseden çocuğun benlik saygısı ve özgüveni de artacaktır. Çocukların öncelikle iyi notları övülmeli ve takdir edilmelidir. Sonrasında düşük notlar, düşük notların nedenleri ve bu konuda neler yapılabileceği çocukla birlikte değerlendirilmelidir. Çocuğun karnesiyle ilgili hissettiklerini dile getirmesi sağlanmalı ve çocuğun dile getirdiği hisleri dikkatle dinlenmelidir. Her çocuğun farklı alanlarda başarılı olabileceği unutulmamalı ve başarılı olduğu alanlar pekiştirilmelidir. Çocuğun kapasite ve yeteneklerinin farkında olunmalı, çocuğun kapasite ve yeteneklerine uygun hedef ve beklentilerde bulunulmalıdır. Karnedeki notlar kişilik özelliklerinden bağımsız değerlendirilmelidir. Alınan kötü notun çocuğunuzun ‘başarısız’ ya da ‘tembel’ olduğunu değil o derse dair bir takım eksikliklerinin olduğunu gösterdiği unutulmamalıdır. Karne bir rehber olarak görülmeli ve bu şekilde çocuğun geliştirilmesi gereken alanları tespit edilmeli ve çocuk bu konuda desteklenmelidir. Bazı çocuklar çalışmasına ve çaba göstermesine rağmen karnedeki notları düşük olmaktadır. Böyle bir durumda öncelikle çocuğun çabası ödüllendirilmeli ve desteklenmeli, sonrasında ise kötü notların altında yatan sebep (çocuk kaynaklı öğretmen kaynaklı, aile kaynaklı sebepler vs.) araştırılmalıdır. Sonuca ulaşabilmek için sorunun sebebinin tespit edilmesi ve ortadan kaldırılması gerektiği unutulmamalıdır. Karnedeki iyi notlar abartıdan uzak, takdir edici ifadelerle (“Aferin ne kadar güzel notlar bunlar, tebrik ederim” gibi) ödüllendirilmelidir. Maddi değeri yüksek ödüllerden kaçınılmalıdır. Maddi değeri yüksek olan ödüllerde çocuk için amacın ödül kazanmak olacağı ve bunun çocuğu geliştirmeyeceği unutulmamalıdır. Takdir edici sözlerin, anne-baba ile geçirilen kaliteli zamanın, güzel bir tatil planının ya da anne-baba ile gidilen yemek, sinema, tiyatro, müze vs. gibi planların en etkili ödüller olduğu unutulmamalıdır. Tatil süresinin her şeyden önce eğlenmek ve dinlenmek ihtiyacını karşılaması gerektiği unutulmamalıdır. Ders tekrar ya da telafilerine tatilin bitmesine yakın bir zamanda başlanması gerekmektedir. Bu tekrar ve telafi süreleri abartıya kaçmayacak sürede çocuğun gelişimine uygun olarak belirlenmelidir.
Kendinizi çaresiz hissettiğiniz noktada bir uzmandan (rehber öğretmen, psikolog) fayda alabileceğinizi unutmayın.