KANAL İSTANBUL, TRAKYA’YI NASIL ETKİLEYECEK

04.12.2019
82 kez okundu
kiyikose@devrimgazetesi.com.tr

“İSTANBUL Boğazı’na alternatif bir kanal açılması, İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nın hukukî statüsünü düzenleyen 20 Temmuz 1936 tarihli Montreux Boğazlar Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasına zemin hazırlayabilir. Trakya’nın 150 metre genişliğinde bir kanalla ikiye bölünmesi, komşu illere ve Avrupa ülkelerine karayoluyla gidiş-geliş için Kanal İstanbul üzerinde birçok yerde gemilerin geçmesine yeterli, ya çok yüksek, ya açılır-kapanır köprülerin inşa edilmesini gerektirecektir. Böyle bir ulaşım sistemi, karayoluyla taşımacılığı son derece zorlaştıracak ve aksatacaktır.”

Dışişleri Bakanı Mevlût Çavuşoğlu’nun “Kanal İstanbul’a kazmayı vurduğumuz zaman dünyada denizcilik ve ulaşım bakımından tarih değişecek, dönüm noktası olacak” sözlerine, Prof. Dr. Hikmet Sami Türk bir açıklama yaptı. Prof. Türk, Erdoğan’ın ‘çılgın proje’ olarak ortaya attığı kanal hakkında Ulaştırma-Altyapı ya da Çevre-Şehircilik Bakanları yerine Dışişleri Bakanının konuşmasını ilginç bulduğunu açıkladı. Çavuşoğlu’nun, bu konudaki çıkışının 20 Temmuz 1936 tarihli Montreux Boğazlar Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasına zemin hazırlayabileceğini belirten Türk’e göre; Kanal İstanbul, 45 km. uzunluğu, 150 m. genişliği ve 21 m. derinliğiyle Trakya’yı coğrafî bakımdan ikiye bölecek,

Karadeniz ve Marmara sularının karışmasıyla ekosistemi bozacak, bu denizlerde yaşayan canlılara zarar verecek. Birçok uzmanın projenin sakıncalarını dile getirmesine karşın, Çavuşoğlu’nun konuşması AKP iktidarının bunları dikkate almayacağını gösteriyor.

Türk, “İşin şimdiye değin üzerinde durulmamış başka bir yönü daha var. Trakya’nın 150 metre genişliğinde bir kanalla ikiye bölünmesi, komşu illere ve Avrupa ülkelerine karayoluyla ulaşım için Kanal İstanbul üzerinde birçok yerde gemilerin geçmesine yeterli, ya çok yüksek, ya açılır-kapanır köprülerin inşa edilmesini gerektirecektir” dedikten sonra şöyle ekledi:

“Karayoluyla yolcu ve eşya taşımacılığında gecikmelere yol açacak bir sonuç, Kanal İstanbul’dan beklenen yararı ortadan kaldıracaktır.”

 

//////////////////////////

 

Yolsuzluğa ses çıkar

 

9 Aralık Dünya Yolsuzlukla Mücadele Günü’nde, sivil toplum örgütlerini yolsuzluk kaynaklı sorunlara ses çıkarmaya ve sesimizi dayanışmayla büyütmeye çağırıyoruz!

9 Aralık Dünya Yolsuzlukla Mücadele günü kapsamında tüm sivil toplum örgütlerini, farklı alanlardaki yolsuzluk kaynaklı sorunlara karşı ses çıkarmaya; toplumsal, ekonomik ve siyasal hakların önünde temel bir engel olan yolsuzluğun; yoksullaştırıcı, yozlaştırıcı sonuçlarına karşı itirazımızı çoğaltmaya çağırıyoruz.

Yolsuzlukla mücadelenin başarıya ulaşması ve şeffaf, hesap verebilir, katılımcı bir yönetim anlayışı için; emek, toplumsal cinsiyet, çevre hareketlerinden eğitim, sağlık gibi temel haklara yönelik çalışan sivil toplum örgütlerine, geniş bir yelpazede dayanışma gerekmektedir. Yolsuzluğun çok boyutlu sonuçları hakkında farkındalık yaratmak üzere tüm sivil toplum örgütleriyle birlikte 9 Aralık Pazartesi günü #YolsuzluğaSesÇıkar ve #YolsuzlukOlmasa etiketleri üzerinden itirazlarımızı paylaşacağız.

 

Kamu kaynakları, politik ya da ekonomik özel çıkarlar için belli zümrelerin keyfi kullanımına bırakılırken halkın gitgide yönetimden soyutlanması yolsuzluktur. Eğitim, sağlık, barınma gibi temel haklar için, eşitsizlikleri gidermenin kaynağı olarak kullanılabilecek milyarlarca liralık kaynağın soru işaretleriyle dolu ihale süreçleriyle özel çıkarlara sunulması yolsuzluktur.

Çevre krizi yaratan projelerle yaşam hakkına yönelik ihlaller, politik çıkarlar karşılığında gelecek kuşakların da kaynaklarının ipotek altına alınması yolsuzluktur.

Ekonomik, sosyal ve siyasal hakları elinden alınarak güçsüzleştirilmiş, yoksullaştırılmış, itiraz ve katılım yolları daralmakta olan toplumların yitirdiği eşitlik, adalet ve güven duygusu için sizleri sesimizi büyütmeye çağırıyoruz.

 

Uluslararası Şeffaflık Derneği