İLK BEŞYÜZ ÜNİVERSİTE

01.11.2018
1174 kez okundu
aydinliddo@gmail.com

Sayın Cumhurbaşkanı neden ilk beş yüz üniversite arasında olmadığımızı sorguladı. Aynı soruyu biz de soruyoruz, neden ilk beş yüzde yokuz? Oysa üniversite sayımız, o kadar çok artı ki sayısı 206’ya ulaştı. Burada ‘oy almaya endeksli üniversite açmak’ mı yoksa ‘nitelikli üniversite yaratmak’ mı konusu üzerinde de düşünülmelidir. Her şeye rağmen özellikle son yıllarda ilk beş yüze giremesek de, dikkate değer üniversitelerimizin hakkını yemeyelim. Örneğin, ODTÜ, İTÜ, Boğaziçi Üniversitesi, Hacettepe, Bilkent gibi güzide üniversitelerimizi unutmamak lazım. Özel üniversite olarak, Koç ve Sabancı Üniversitelerini saymak gerekir.
Başarısızlığın en temel kaynağını öncelikle özerklikte aramak gerekir. Sayın S. Demirel şöyle demişti “Üniversiteler siyasetten uzak olmalı devletten değil” ve devam etmişti, “En büyük hata, siyasetçilerin üniversiteleri yönetmeye kalkması” demişti. O halde başarısızlığın temellerini öncelikle burada aramak lazım.
Başarı için hangi ölçütler baz alınıyor.
·        Eğitimin Niteliği Mezunları arasında madalya ve Nobel ödülü alıp alınmadığına bakılıyor.
·        Öğretim kadrolarının niteliği çalışanları arasında madalya ve Nobel ödülü alıp alınmadığına bakılıyor.
·        Üniversitede 21 araştırma kategorisinde yüksek atıf alan araştırmacı sayısına bakılıyor.
·        Üniversitenin büyüklüğüne kıyasla akademik başarısı göz önünde bulunduruluyor.
·        Science ve Nature gibi dergilerde yayınlanan makale sayısı dikkate alınıyor.
·        Bilimsel atıf alan dergilerde yayınlanan makale sayısı gibi ölçütler dikkate alınıyor.
Üniversiteler doğası gereği, birer araştırma bilim ve hizmet yuvalarıdır. Çoğu üniversitede rektör seçimi çoğunluğun oyunu alan değil, siyasilerin gözüne girenlere göre yapılıyor. ‘Liyakat’ değil ‘sadakat’ ön plana çıkıyor. Öyle olunca da bilim yerine biat kültürü doğallık kazanıyor. Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Taşaltın, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a itaat etmek farzdır” dedi. Taşaltın, Erdoğan’a karşı çıkmanın ise ‘savaştan kaçmak olduğu ve haram sayılacağı’ yönünde açıklamalarda bulundu. AK Parti vekilleri bile bu kadar vıcık vıcık yağ kokan yaklaşıma tepki gösterdi, AK Parti Grup Başkanvekili Sayın Naci Bostancı, “Rektörlük makamında aranan akademik müktesebatla hiçbir ilgisi yoktur” dedi.
Bir diğer ölçü ise bilim adamlarına verilen değerdir. Ülkemizde bilim dalında ilk Nobel Ödülü alan Sayın Aziz Sancar, “Keşke Yunan galip gelseydi” diyen, sözde bilim adamı olarak sunulan fesli şarlatan kadar itibar görmüyor. Aziz Sancar idealist ilk temeli Köy Enstitülü öğretmenlerinden aldığını söylerken, aldığı ödülü de Anıtkabir Müzesi’ne bağışlıyor. “Ödülün sahibi Cumhuriyeti kurarak bana bu yolu açanlardır” diyerek büyük bir vefa örneği sergiliyor. Demek ki Cumhuriyet 90 yıllık reklam arasında, bilim adamları da yetiştirmiş(!)
Profesör unvanı taşıyanlar halka “Şifa niyetine deve sidiği” ikram ederse, “Ben cahilin ferasatına güveniyorum… Okuma oranı arttıkça beni hafakanlar basıyor” diyen Profesör YÖK denetleme kuruluna atanarak ödüllendirilirse, TÜBİTAK’ın başına hayvanat bahçesi müdürü gelirse, dünyanın yuvarlak olmadığını söyleyen hocalar, üniversitelerde ders veriyorsa, ülkeden dışarıya büyük bir beyin göçü varsa, bırakalım ilk beş yüzü şu anki halimize şükretmek lazım.