İLBER ORTAYLI’YA GÖRE SÜLEYMAN ŞAH OSMANLILARIN ATASI MI?

13.09.2019
138 kez okundu
imbik@devrimgazetesi.com.tr

Efendim, bir önceki yazımda sizlere Süleyman Şah’ı tanıtacağımı yazmıştım. İşte Tarihçi yazar Hasan Şimşek’in İlber Ortaylı’ya dayanarak yazdığı yazıyı sizlerle paylaşıyorum.
07.03.2015 tarihinde “Süleyman Şah Kimdir?” başlığı altında bir yazı yazarak, eldeki mevcut yazılı kaynaklar göre onu tanıtmaya çalışmış, “İster Selçukluların, ister Osmanlıların atası sayılsın, bizimi için milli bir kahraman olarak tarihteki yerlerini almıştır” diyerek yazımı bitirmiştim. Ünlü tarihçi İlber Ortaylı’nın Mayıs 2015 basımı Türklerin Tarihi kitabına göre,
“Süleyman Şah tarihimizde bir yanlışa da malzeme olmuştur. Kendisini Osmanlı’yı kuran Ertuğrul Gazi’nin babası olarak tanıtıyorlar. Süleyman Şah o kadar büyük bir lider ki halk nezdinde lafla Ertuğrul Gazi’nin babası oluyor. Tabii ki doğru değil.” (1)
Süleyman Şah, Türkiye (Anadolu) Selçuklu Devleti’nin (1077- 1308) kurucusudur. Selçuklu soyundan gelen Arslan Yağbu’nun torunu ve Kutalmış Bey’in oğludur. Kutalmışoğlu Süleyman olarak bilinir. Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan ve Melikşah zamanında Anadolu’nun fethinde büyük kahramanlıklar göstermiş bir komutandır.
Kutalmış Bey’in oğulları, babalarının Sultan Alp Arslan’a karşı yaptığı saltanat mücadelesini kaybetmesi üzerine, Anadolu’ya geldiler. Süleyman Şah ve kardeşleri önce Suriye’de faaliyet gösterdiler. Fakat burada başarılı olamayınca Anadolu’ya yöneldiler. (1074) (2)
Süleyman Şah, Konya ve çevresini Bizans’ın yerli yöneticilerinden aldı. Bu arada Süleyman Şah’ın kardeşi Mensur Bey de Afyon ve Kütahya’yı ele geçirerek fetihlerine Batı Anadolu’da devam etti. Süleyman Şah, Anadolu’daki ilerleyişini sürdürerek İznik’e geldi. Burasını alarak kendine başkent yaptı.
Melikşah, Süleyman Şah’ın gösterdiği başarılardan sonra ona hükümdarlık unvanı veren ferman gönderdi. Abbasi Halifesi de Süleyman Şah’a Menşur (Kimlik belgesi) göndererek hükümdarlığını onayladı. Böylece Türkiye Selçuklu Devleti kurulmuş oldu (1077).
Batı sınırını güvence altına alan Süleyman Şah, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya yöneldi. Anadolu’da noktalar hâlinde kalan Bizans’ın kale ve şehirlerini ele geçirmeye başladı. Ermenilerin yoğun olarak bulunduğu Kilikya’ya (Çukurova) girerek Adana, Tarsus Masisa (Kozan) ve Anavarza şehirleri ile birlikte bütün bölgeyi aldı. Süleyman Şah askeri harekâta devam ederek Hristiyanların önemli kalelerinden birisi sayılan Antakya’yı zapt etti (1084). Antakya’nın fethi İslam dünyasında büyük sevinçle karşılandı. Ancak bu durumdan Suriye Selçuklu Meliki Tutuş rahatsız oldu. Süleyman Şah’ın genişleme siyasetine devam ederek Halep’i kuşatması iki kardeş devletin arasının açılmasına sebep oldu. Artuk Bey ile hareket eden Tutuş’un kuvvetleri, Halep yakınlarında Süleyman Şah’ın kuvvetlerini yendi. Türkiye Selçuklu Devleti’nin kurucusu Süleyman Şah savaş alanında öldü (1086). Türbeye konu olan Süleyman Şah, İlber Ortaylı’ya göre Osmanlıların atası değil Selçuklu hanedanından  olan ve Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurucusu olan Süleyman Şah’tır. Ortaylı “Kutalmışoğlu Süleyman Şah; Anadolu’nun fethi, Türk idaresinin kurulması, devletimizin temelinin atılması ve milletimizin tarih teşekkülü bakımlarından son derece önemli bir hükümdardır. Süleyman Şah o kadar büyük bir lider ki halk nezdinde lafla Ertuğrul Gazi’ye bağlanıyor.” 
Ortaylı, “Osman Gazi’nin babası Ertuğrul Gazi’nin (Onun da adının Gündüz Alp olduğu anlaşıldığından Söğüt’teki türbedeki isimi tashih edildi) ve Gündüz Alp’ın atasının Süleyman Şah olmadığı bilinmelidir. Süleyman Şah bundan nerdeyse iki asır evvel var olan Anadolu’daki Türk vatanının ve devletinin kurucusudur.
İşte geçenlerde bir kahramanlık havası içinde IŞID tehdidine karşı Türkiye topraklarına yakın bir yere, Eşme köyüne getirilip yine Suriye toprakları içinde kalması planlanan Süleyman Şah Türbesi, Anadolu’yu Türkleştirme savaşı veren ve Türkiye (Anadolu) Selçuklu Devletini kuran Süleyman Şah’ın Türbesi olduğu ve Osmanlı Devleti’nin kurcusu Osman Bey’in dedesi olan Süleyman Şah olmadığı bilinmelidir.
Suriye toprakları içinde kalan Caber Kalesi’ndeki Türk mezarı 1970’lerde Suriye’nin baraj çalışması dolaysıyla sular altında kalınca yer değiştirilerek daha kuzeye nakledildi. Bugün de IŞID takımının kuşattığı bu bölgeden güvenlik nedeniyle daha kuzeye Türkiye sınırlarına yakın bir yer olan  Eşme’de gömülmek üzere şimdilik muhafaza ediliyor.
Fransa ile 1921 yılında yapılan sözleşme ve 1923 Lozan’da tarif edilen sınırlara göre 1973’te nakledilen Süleyman Şah Türbesi çevresindeki küçük bir toprak parçası Türkiye’ye aittir. 2015 yılında türbenin tekrar IŞID tehlikesine karşı kuzeye taşınması akıllıca bir davranıştır. Suriye içendeki karışık durum düzelince ulusalararası anlaşmalardan doğan hakkımıza dayanılarak Anadolu Türk Devleti’nin kurucusu Süleyman Şah’ın türbesi, adına ve sanına uygun bir yere konulması beklenmektedir.”
Efendim, bu açıklamaya bir ek bilgi eklemek isterim: 17. yüzyılda Evliya Çelebi de Süleyman Şah Türbesi’nin çevre halkınca kutsal mekân olarak “ziyaret” edildiğini yazıyor. Türbe II. Abdülhamit tarafından tamir ettirilmiştir.
Atatürk döneminde türbe için büyük bir hassasiyet gösterilmiş 24 Eylül 1936 tarihili Cumhuriyet gazetesi şöyle yazar: Süleyman Şah Türbesi tamir edilecek. Milli hudutlarımızın haricinde kalan fakat Lozan Antlaşması gereğince üzerinde Türk bayrağı dalgalanan Süleyman Şah Türbesi son günlerde biraz harabeye yüz tutmuştu. Hükümetimiz bu tarihi mezarı Milli Şefimize yakışır bir güzelliğe getirmek için Urfa Bayındırlık Müdürünü mahalline kadar göndererek keşfin yaptırmıştır…”
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti 20 Ekim 1921 yılında Fransa ile yaptığı Ankara Antlaşması ile Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu mekânı Türk toprağı olarak sayılması için özel madde koydurmuştur. İkinci Cihan Harbi sırasında da Türkiye 30 Mart 1940’ta Süleyman Şah Türbesi için Fransa ile bir anlaşma daha yapmış. Bilmeyenler için söyleyelim o tarihlerde Misak-ı Milli sınırları dışında bırakılan Suriye, Fransızların işgaline uğramış ve toprakları bir Fransız sömürgesi hâline gelmişti. Böyle olunca, muhatap Fransa olmuştur.

Kaynakça:

      07.03.2015 Hasan ŞİMŞEK

(1)      İlber Ortaylı, Türklerin Tarihi, Timaş Yayınları, İstanbul,2015.

(2)      Prof. Dr. Kâzım Yaşar Kopraman, Tarih 1, Ortaöğretim Kurumları İçin, Hürriyet, 1994.