Engelli maraton başlıyor

Gelişmiş ülkelerde ekonomik toparlanmanın devam etmesine karşılık gelişmekte olan ekonomilerin 2014 yılına ilişkin beklentilerinin ise giderek daha az olumluya dönmüş olması ve bu sürecin de her geçen çeyrekte yeniden değerlendirilmesi piyasalarda yorgunluğa yol açabilmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, global piyasalarda ve ülke içinde meydana gelen tüm gelişmeler ve açıklanan datalar tekrar dikkate alınarak yeni beklentiler oluşturulmakta ve bu yeni duruma uygun makro-mikro çözümler üretilmeye çalışılmaktadır.
30.04.2014
10740 kez okundu

Bu durum, maalesef uzunca bir dönem devam edecek olması nedeniyle maraton koşusuna benzemektedir. Tabii bu bazı ülkeler açısından sadece düz maraton ve fakat bazı ülkeler ve özellikle de gelişmekte olan ülkeler açısından engelli maratonu andırmaktadır. Gelişmekte olan piyasalarda da farklılıklar olabilmektedir. Bazı ülkelerde engeller daha düşükken bazı ülkelerde engeller hem nitelik hem de nicelik olarak ciddi boyutlarda farklılık göstermektedir. 

Faiz ve kur ön planda 

Gelişmekte olan ekonomiler arasında dahili engelleri en fazla olan ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Bunların başında faiz oranları gelmektedir. Faizlerin aşağı ya da yukarı yönlü hareket etmesi farklı olumlu ya da olumsuz sonuçlara yol açabilecek noktadır. Bu Merkez Bankası açısından zor bir tercihtir, piyasa açısından ise ciddi bir engeldir. Kurda meydana gelecek ani hareketler, yönüne bakılmaksızın piyasalarda önemli sonuçlar oluşturacağından ekonomi açısından yine büyük bir engel olarak ortaya çıkmaktadır. Bunlarla birlikte ve belki de daha da önemli engel, cari işlemler açığı ile ekonomik büyüme arasındaki korelasyondur. Orta ve uzun vadede bu ilişkinin ortadan kaldırılması büyük önem taşımaktadır, aksi takdirde büyüme ve 10.000 dolar tuzağının aşılmasında büyük bir engeli aşmak zor olacaktır. Enflasyon ise yukarıda bahsettiğimiz engellerin aşılamaması durumunda daha da büyüyebilecek bir sorun olarak şimdilik beklemede olan bir engel olarak gündemdeki yerini korumaktadır. Makroekonomik gelişmelerin, değişkenlerin yanında siyasal alanda yaşanacak gelişmeler de piyasalar açısından beklentileri etkilemesi anlamında kendi içinde engeller oluşturmaktadır. Bu anlamda ilk engel de cumhurbaşkanlığı seçim süreci ve bu sürecin yönetilmesidir. İkinci engel ve belki de daha uzun süren ve sürecek olan açılım süreci ve bunun yönetilme ve sonuçlandırılmasına ilişkin biçimidir. Devamında ise genel seçimler ve bu seçimlerle ilgili beklentiler Türkiye ekonomisi açısından bir başka engel olarak önümüze gelmektedir. Görüleceği gibi, Ülkemiz gelecek asgari 3-5 yıllık süreçte birçok ekonomik ve politik değişkeni çok iyi yönetmek ve bu engelleri her seferinde aşmayı başarması gerekmektedir. 

Dışsal engeller 

Gelişmiş ekonomilerdeki toparlanma gelişmekte olan ekonomilerin büyük bir bölümü açısından önümüzdeki yıllarda ciddi bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Özellikle ABD ve AB de faizlerin artması gelişmekte olan ülkelerde borçlanma maliyetlerini artıracaktır. Buna ilave olarak, uluslararası sermayenin gelişmekte olan ülkelere karşı risk iştahında meydana gelen azalmanın da önümüzdeki dönemde sıkıntılar yaratacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Diğer taraftan, Ukrayna ile Rusya arasındaki gerginliklerin uzaması ve/veya artması ülkemiz ekonomisi açısından bir engeldir ve yeni engeller oluşturmaya da adaydır. Tabiidir ki bunun Türkiye’ye pozitif yansımalarının da olacağını hesaba katmak gerekecektir. Komşu ülkelerde meydana gelecek gelişmelerin her biri ülkemiz ekonomisini yakından ilgilendirecek engeller olabileceği gibi bunların olumlu yönde olması ülkemiz açısından yeni fırsatlar olarak değerlendirilebilecektir. 

Yukarıda arz ettiğimiz içsel ve dışsal değişkenler/gelişmeler ülkemiz ekonomisi açısından gelecek uzunca bir dönemin engelli maraton koşusunu andırmaktadır. Bu süreçte, tüm ilgili tarafların bu engelleri mümkün olduğunca düşürmeye çalışması ve ilave engeller yaratmaması ülkemiz toplam refahı açsından büyük önem arz etmektedir.