Devletler arasındaki kavga Osmanlı'yı güçlendirdi

24-31 Mart Bulgar Saldırısı
29.09.2014
10945 kez okundu

Bulgarlar Osmanlı saldırısının geri püskürtülmesi ardından tekrar İstanbul'u almak için saldırıya geçtiler. 24 Mart 1913'te Bulgar ordusunun 1. ve 9.tümenleri General Stefan Toşev komutasında Terkos Gölü’nün kuzeyindeki Darboğaz yönüne, Karasu nehri arkasına saldırıya geçti. Saldırı yapılan bölgedeki bu tümenlere ait toplar Çatalca'daki Osmanlı ağır toplarının menzili dışındaydı. Kısa sürede harekât başarıya ulaştı, Bulgar ordusu ilerleme kaydetti. Kısa süreli bir sessizlik sonrası 1. tümen 28 ve 29 Mart arasında saldırıya geçerek Büyükçekmece Gölü’nde bir köprübaşı elde etmeyi başardı. Ancak Arnavutköy tarafına doğru Bulgar ordusu tekrar saldırıya geçse de Osmanlılar Arnavutköy'ü çok iyi korumaktaydı. 

BULGARLAR GERİ ÇEKİLDİ

Buraya geceleyin saldırıya geçen Bulgar 37. piyade alayı, yeterli topçu desteği de olmadığından, bir anda üç taraftan ateşe maruz kalıp askerlerinin dörtte birini kaybederek geri çekildi. Türkler, Bulgarların elde ettiği köprübaşını da geri almayı başarsa da, Kumburgaz yönüne 30-31 Mart’ta yapılan karşı saldırıları Bulgar ordusunca ağır kayıplar verdirilerek geri püskürtüldü. Bu saldırılar sürerken 26 Mart’ta kuşatma altındaki Edirne düşer. Edirne'yi kuşatmakla uzun süre çakılı durumda kalan Bulgar 2.ordusunun da Çatalca yönüne sevk edilmesi tehlikesi belirir. Bir de üzerine Ege Denizi’nde hâkimiyeti elinde tutan Yunanların Çanakkale yönüne çıkarma yapacaklarını düşünen Türkler zaruri olarak tekrar ateşkes talep ederek görüşme masasına oturmak zorunda kaldı. 1 Nisan’dan Londra Antlaşması’nın imzalanmasına kadar geçen sürede Çatalca cephesinde çatışmalar azalarak siper savaşı şeklinde sürdü. Londra Antlaşması’nın imzalanması akabinde Bulgarlar Midye-Enez hattı gerisine çekildi.

SALDIRININ S0NUÇLARI:

İkinci Çatalca Muharebesi (muharebeler silsilesi) taktiksel yönden Osmanlı başarısı gibi gözükse de stratejik yönden Bulgar başarısıdır.. Zira Osmanlı ordusu Bulgar ilerlemesini Çatalca önlerinde durdurup İstanbul'u kurtarsa da İstanbul üzerindeki Bulgar tehlikesini Londra Antlaşması’na kadar def edememiştir. Dahası bu hattan Edirne'ye yardım için yapılan karşı saldırılar ve özellikle 16-19 Mart saldırıları Bulgar ordusunda geri püskürtülerek Edirne üzerindeki Bulgar baskısı azaltılamamış, Doğu Trakya’daki Bulgar üstünlüğü engellenememiş ve sonuçta Edirne düşmüş ve Bulgar ordusu İstanbul hariç bütün Doğu Trakya’ya hâkim konuma gelmiştir. Diğer taraftan Edirne'nin alınması neticesi serbest kalan Çatalca üzerine gönderilebilme ihtimali kuvvetle muhtemel olan Bulgar 2. ordusu ile İstanbul'un savunulması iyice zora düşeceğinden Osmanlı yönetimi ağır toprak ve nüfus kaybına neden olan ve kendilerini neredeyse bütün Avrupa'dan çıkaran Londra Antlaşması’nı kabul etmek zorunda kalmışlardır.

GÜÇ BOŞLUĞU OLDU

Londra Anlaşması’nın getirmiş olduğu koşullar; bu tarihe kadar Osmanlı Devleti’ne karşı aralarındaki problemleri bir tarafa bırakarak birleşip hare­ket eden Balkan devletlerinin birbirlerine düşmelerine neden oldu. Osmanlı Devleti’nin yenilgisiyle Balkanlar’da bir güç boşluğu doğdu. Bu durum balkan devletlerini kendi çıkar ve emellerini gerçekleştirmeye yönelt­ti. Müttefik olmalarına rağmen bu boşluğu kendileri doldurmaya çalıştılar. Londra Konferansı’ndan pek mutlu olmamışlardı. Özellikle Makedonya’nın bölüşülmesi, çatışmaların ağırlık merkezini oluşturuyordu. Başka sorunlar da vardı: Sırbistan’ın bölgede daha fazla pay istemesi, Makedonya’nın bir bölümünün Sırpların elinde kalmasını Bulgaristan’ın istememesi, Yunanis­tan’ın Makedonya’nın büyük bir bölümünü sınırları içine çekmek istemesi, Bulgaristan’ın Ege Denizi’ne ulaşması, Romanya’nın bölge içindeki denge­nin bozulmasını istememesi ve sonuçta Bulgaristan’ın büyümesinin istenme­mesi...

EDİRNE KURTARILDI

Yunanistan, Sırbistan ve Romanya bu duruma tepkiliydiler. Yunanistan 1913 Haziran’ında Sırbistan’la anlaştı. Bunun üzerine Bulgaristan 29 Hazi­ran 1913’te Sırbistan ve Yunanistan’a saldırdı. 10 Temmuz 1913’te de Ro­manya Bulgaristan’a savaş açtı. Osmanlı Devleti, Balkan ülkelerinin bu çatışması üzerine 19 Temmuz’da harekete geçerek Doğu Trakya ve  25 Temmuz 1913’te de Edirne’yi Bulgarların elinden kurtardı. Büyük devletlerin baskı­sıyla Osmanlı ordusunun Meriç’in batısına geçmesi engellendi. Bulgaris­tan’la 29 Eylül 1913’te İstanbul anlaşması yapıldı. Kırklareli, Dimetoka ve Edirne Osmanlılar’da kaldı.

RUSYA ARAYA GİRDİ

Diğer taraftan Balkan ülkeleri birbirleriyle savaşırken araya Rusya girdi ve 10 Ağustos 1913’te Bükreş Anlaşması ile savaşın durmasına ve anlaşma­ya zemin hazırladı. Ayrıca Osmanlı Devleti 14 Kasım 1913’te Yunanistan ile Atina Anlaşması’nı imzaladı. Londra Konferansı’nın kararları kabul edildi. Böylece Osmanlı İmparatorluğu iç ve dış etkilerle tarihinin en büyük yenilgisini almış, Meriç Nehri’nin batısındaki bütün topraklarıyla Ege adalarını kaybetmişti. Bu savaş; geleceği, özellikle I. Dünya Savaşı’na katılan Osmanlı Devleti’ni olumsuz yönde etkilemiştir.