coskun.ozdemir@devrimgazetesi.com.tr

Darbeler ve utanmazlar resmi geçidi

Yıllarca televizyonlarda açık oturumlardaki tartışmalarda başlıca konu askeri darbeler oldu. Adeta darbe ile kalkıp darbe ile yattık. Daha sonra 28 Şubat gündeme geldi. Tutuklamalar birbirini izledi. Aczmendiler, Şevki Yılmaz, Halil İbrahim Çelik, Hasan Mezarcı, Şükrü Karatepe, İskilipli hoca, cübbeli hoca gibi tüm laiklik aydınlanma karşıtları, mağdur ilan edildi. Bunları Şeyh Sait, Seyit Rıza izledi. Yakın tarih durmaksızın çarpıtıldı. İnönü, Atatürk dönemini suçlu çıkarmak için her türlü iftira piyasaya sürüldü. Yakın tarihimizi yeterince bilmeyen, okumayan, öğrenmeyen insanlarımızın bu kirli amaçlı yayın ve propagandalardan çıkarabilecekleri sonuç ne olabilir?

Eğer darbeler olmasa idi yurdumuzda tıkır tıkır işleyen bir demokrasi olacaktı, işte bugün de öyle oluyor kanısını edinmeleri idi istenen. Bunun çok yanıltıcı, son derece aldatıcı bir algılama olduğuna kuşku yoktur. Bu tartışmalarda, 60 yıldan beri siyasetçilerin, çağdaş, bilimsel eğitime, laikliğe, eğitim birliğine darbe üstüne darbe vuran, emperyalistlerin dümen suyunda yol alan, halkın birey olmasına bilinçlenmesine olanak tanımayan halk, emek, aydınlanma karşıtı politikaların sahibi iktidarların rolü tümü ile göz ardı edilmiş, gizlenmiştir. Askeri darbeler elbette yıkıcıdır ama hiç birisi bir eğitim devrimi olan Köy Enstitüleri’nin yok edilişi ardından Halkevleri’nin kapatılması kadar tahripkâr olmamıştır.

***

Cumhuriyet yönetimine vurulan en büyük darbeler bunlardır. Hiçbir okul kapatılan köy enstitüleri mezunları kadar yurtsever, özverili, ilkeli, hümanist insan yetiştirmemiştir. 12 Eylül ağır bir darbedir kuşkusuz, perişan etmiştir bu toplumu. Ama neden bu ülkede sık sık darbe teşebbüsü olmuştur, hangi koşullar bu yasa dışı girişimleri tetiklemiştir bu hiç sorgulanmıyor. Neden ordu irticaya karşı bir eylem planı hazırlamak ihtiyacı duyuyor, nasıl oluyor da bir iktidar Anayasa Mahkemesi tarafından laikliğe aykırı eylemlerin odağı olarak hüküm giyiyor. Bunlar hiç soruşturulmadan yaygınlaştırılan inanç şudur. Ordumuzda bir darbe geleneği yer etmiştir ve zaman zaman bu gelenek ve bu potansiyel keyfi bir şekilde harekete geçmekte ve demokrasinin önünü kesen darbeler gerçekleşmektedir. Yoksa gül gibi giden halkçı bir yönetim ve halk iradesi söz konusudur. 2013 yılı haziran ayındaki toplumun vicdanı gençliğin o soylu davranışı, onun içinde yer alan yurtsever çarşı hareketi ileri demokrasinin yaratıcısı AKP iktidarına karşı girişilen darbedir.

 

*** 
Bu yüzden dava konusu olmuştur. Bu kadar utanmazlık olabilir mi, benim memleketimde böyle bir yargı sefaleti nasıl baş gösterebilir diye düşünmekten alamazsınız kendinizi. Yineliyorum bütün bunlar bugün iktidarın yıllarca işbirliği yaptığı cemaate yapılan saldırı, iktidarın ağır ve maksatlı yönetim kusurlarını 17-25 Aralık soygun ve vurgununu halkın gözünden saklamak amaçlıdır. Dürüstçe tarafsızca soralım. Geri kalmışlığımız, basın özgürlüğünde, insan haklarında, kadın erkek ve gelir dağılımı eşitsizliğinde, dünya ülkeleri arasında en gerilerde yer alışımız, çocuk gelinlerde dünya üçüncüsü oluşumuz, kadın cinayetleri iktidarın can simidi gibi sarıldığı darbeler yüzünden midir? Yineleyeceğim bir büyük eğitim ve Aydınlanma Devrimi olan köy enstitülerini yıkanlar, yine bir aydınlanma odağı olan halkevlerini yok edenlerin sorumlusu kimlerdir? Benim kuşağıma “vatan cephesine gireceksiniz” diye baskı yapan, insanları bu onursuzluğa zorlayanlar, mecliste tahkikat komisyonu kuranlar askerler midir?

 

***

Sağcı ve solcu gençler ayni kaynaklardan gelen silahlarla birbirini vururken bu şiddete karşı çıkması istenen ve buna karşılık “bana sağcılara suç işliyor dedirtemezsiniz” diyenler politikacılar mı askerler mi olmuştur. Ülkedeki kirlenmeyi, sosyal adaletsizliği, bağımsızlığın zedelendiğini, emperyalizmin oyunlarını görerek yurtseverlik duyguları ile harekete geçen genç çocukların idamını alkışlayarak onaylayanlar politikacılar değil midir? Toplu taşımacılık için “ o bir komünistliktir,  anayasa bir kez delinse ne olur,  memurum işini bilir” diyen yolsuzluklara yol açan asker midir? Yakın yıllarda bugün kendisi temize çıkmış gibi cemaati sorgulayan AKP yönetimi o cemaatin suç ortağı değil midir?  Basın üzerinde ağır bir baskı uygulayan, 600 üniversite gencini yüze yakın gazeteciyi, 365 ordu mensubunu yıllarca hapiste tutan, uygar çağdaş değil dindar ve kindar gençler yetiştirmek isteyen, cumhuriyetin miadı dolmuştur diyenler kimlerdir?

 

***
“Bu ülkenin yetiştirdiği en büyük asker, en büyük  devrimciyi bunca yıldır  karalayan, eğitim ve aydınlanma yoksunu bıraktıkları halkın gözünden düşürmek isteyenler   de bu politikacılar değil mi? 12 Eylül’den Ergenekon’dan, Balyoz’dan, 28 Şubat’tan başımızı kaldırıp yakın tarihimize ve şu ülke gerçeklerine  toplumca  bakmamıza fırsat vermediler. Bugün yavaş yavaş o davalardaki hilekârlıklar, alçakça yapılan sahtekârlıklar sahte deliller birer birer ortaya çıkıyor. Bunca yıl ülkenin yurtseverlerine zulmeden politikacının sicilini çıkarabilsek diyorum.”
Ergenekon savcısının esas hakkındaki mütalaasının geldiği günleri hatırlıyorum. O günlerde şöyle yazmıştım. “Darbe mi diyordunuz? İşte size o yazımın başında saydıklarım kadar hatta onları aşan utanç verici bir hukuksuzluk darbesi. Dün gece ilk örneklerini izledik. Hazır olun şimdi ve bugünlerde bu hukuksuzluğun savunmasını yapacak utanmazlar resmigeçidini izleyeceksiniz.” Gerçekten bütün bu soysuzluk ve utanmazlıkların övgüsünü yapanları yıllarca izledik O nedenle hala bu insancıkları yetiştiren nasıl bir ortam nasıl bir toprağın sahibiyiz diye düşünmeye devam ediyoruz.  

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Beraber yürüdük biz bu yollarda

Beraber yürüdük biz bu yollarda

AKP-Cemaat çatışması sürüp gidiyor; bu bana “yabancı olduk şimdi yazık birbirimize, istersen gel dönelim eski günlerimize” şarkısını hatırlatıyor. Ama artık eskiye dönmek ve bu yollarda birlikte yürüm...
Sigaradan uzak durun

Sigaradan uzak durun

Kore’de 20’li yaşlarda ölen gençlerin otopsilerinde damar sertliği saptandığını bir çok kez yineledim. Böylece daha o yıllarda damarlardaki yaşlanma ve daralmanın çok erken yaşlarda başladığın öğrenmi...
Birey ve toplum sağlığı

Birey ve toplum sağlığı

Önceki yazılarımda sağlık bilincini ve bunun önemini söz konusu etmiştim. Halkımız sağlığını nasıl koruyacağını, bilime, bilimselliğe öncelik verme olanağını bularak öğrenmeli ve doktorlardan bu doğru...
Toplum sağlığı, ruh sağlığı

Toplum sağlığı, ruh sağlığı

Dünyanın en güzel coğrafyasında kurulmuş olan 76 milyonluk bu ülkenin ciddi toplum sağlığı ve ruh sağlığı sorunları var. Türkiye’nin kaderinde rol oynama konumunda olan insanların, devlet adamlarının...
CHP Kurultayından beklenen

CHP Kurultayından beklenen

CHP bir çağdaş ilkeler partisi olmayı başaramıyor. Muhafazakar ve İslamcı partilerin şekillendirdiği toplum yapısı onun böyle tutarlı bir politikayı benimsemesini engelliyor. Tutulacak yol konusunda ...
ANKET
Sizce Çorlu nun en büyük sorunu nedir?
Sizce Çorlu nun en büyük sorunu nedir?
Sonuçları Göster