CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞU

01.12.2018
2052 kez okundu
handandemirkiran90@gmail.com

Bir başkasının cinsel deneyimini değerlendirmek riskli bir iştir. İnsanlar çoğunlukla cinsel istek, işlev ve fantezilerinin gün ışığına çıkmasından hoşlanmazlar. Cinsel yaşantınızın erotik rüyalar, başarısızlıklar ya da hazlar gibi mahrem ayrıntılarını kaç kere başkalarına anlattınız. Bir kez? Birkaç kez? Muhtemelen hiçbir zaman. En azından tamamını değil.
Kendimize has, en hassas konu cinselliktir ve bu konuyu normal ya da sapkın olarak değerlendirebilecek bir kişiyle paylaşmak çok da istenen bir durum değildir. Cinsel hayatın nasıl gittiğine dair bir soru sorulduğunda çoğu zaman ‘Normal’ ya da ‘Çok iyi’ cevaplarını alınır. Ancak çoğu insan, bir ya da iki kez cinsellikle ilgili işlerin yolunda gitmediği deneyimler yaşamıştır. Bu deneyimlerden farklı olarak daha sık ve daha yoğun yaşanan cinsellik problemleri cinsel işlev bozukluğunu işaret edebilmektedir. Cinsel işlev bozuklukları, insan cinsel tepki döngüsünde herhangi bir safhasındaki engellenme bağlamında tanımlanır. Bu döngü, erkek ve kadınlarda kabaca dört safhaya ayrılabilir. Cinsel istek safhası kişinin cinsel uyarılmaya yol açacak deneyimlere yaklaşma ya da ilgilenme isteğini yansıtır. Heyecan safhası kişi cinsel uyarılmaya, cinsel organ bölgesinde artış gösteren kan akışıyla yanıt vermeye başlar. Heyecan safhasında hızlı nefes alıp verme, kalp atışlarında ve kan dolaşımında artış gibi çeşitli fizyolojik değişiklikler meydana gelir. Bu değişiklikler en yüksek yoğunlukta, çok kısa ve istemsiz bir tepki olan orgazm safhasına ulaşırlar. Orgazmı takip eden ve çözülme safhası diye bilinen dördüncü safha ise vücut işlevlerinin normal dinlenme durumuna döndüğü safhadır.
Cinsel tepkide kopma her noktada meydana gelebilir ve öznel olumsuz stres türünde ya da performansın kesintiye uğraması türünde olabilir. Erkek ve kadınların yaşadığı cinsel sorunların tanımları şu şekildedir:
Azalmış Cinsel İstek Bozukluğu: Sürekli ya da tekrarlanan şekilde cinsel fantezilerde ve cinsel etkinlik isteğinde eksiklik ya da mevcut olmaması.
Cinsel Tiksinti Bozukluğu: Bir cinsel partnerle tüm cinsel organ temaslarından, yineleyen ya da sürekli şekilde kaçınma ve tiksinme.
Kadında Cinsel Uyarılma Bozukluğu: Cinsel etkinlik tamamlanana dek yeterli bir lübrikasyon-kabarma tepkisinin sürekli ya da yineleyen şekilde gösterememe.
Ereksiyon Bozuklukları: Cinsel etkinlik tamamlanana dek sürekli ya da yineleyen şekilde yetersiz bir ereksiyon gösterme.
Orgazm Bozukluğu: Normal bir cinsel heyecan aşamasını izleyen, sürekli ya da yinelenen orgazm gecikmesi ya da orgazma ulaşamama.
Erken Boşalma: Cinsel birleşmeden kısa bir süre sonra ve kişi bunu istemeksizin ya da cinsel birleşmeden önce en az düzeyde cinsel uyarımla sürekli ya da tekrar gösteren boşalma.
Disparöni: Cinsel ilişkiden önce, ilişki esnasında ve sonrasında erkekte ya da kadında sürekli ve tekrarlanan cinsel organ ağrısı.
Vajinismus: Vajinanın cinsel ilişkide etkin olan ağzına yakın üçte birinde kas yapısında cinsel birleşmeyi engelleyen sürekli ya da tekrarlayan istemsiz kasılma.
Tüm bu sorunlar doğaları itibariyle genel ya da durumsal olabilirler. Cinsel işlev bozukluğu vakaları fiziksel ya da ruhsal rahatsızlık türlerinin sonucu olabilirler. İnsanın cinsel tepkisi, birçok faktörden etkilenebilen karmaşık ve hassas bir sistem içerir. Merkezi sinir sistemi hastalıkları, ilaç alımı, yorgunluk gibi çeşitli fiziksel şartlar, kişinin cinsel etkinliğine olan ilgisine ya da cinsel tepkiler verme becerisine zarar verebilir. Diğer psikolojik uyum sorunları da cinsel etkinliklerde bozulmalara yol açabilir. Örneğin, depresyon kişinin cinselliğe ilgisinin azalmasında etkili olabilmektedir. Bu yüzden yaşadığınız cinsel bir sorun var ise öncelikle fizyolojik sebebi olup olmadığını araştırmak daha iyi olacaktır. Fiziksel bir sorun görülmediği takdirde, sağlıkla ilgili tüm diğer sorunlarda olduğu gibi psikolojik nedenleri üzerinde durmak gerekmektedir.