imbik@devrimgazetesi.com.tr

CEMAZİYELEVVEL

Yazıma yukarıdaki başlığı atarken kendime göre bir gerekçem vardı... Ama özellikle yeni neslimize ve hatta çoğumuza yabancı gelecek olan bu başlığı önce açıklamak istiyorum. Cemaziyelevvel hicri takvimin beşinci ayıdır. Tesadüf eseri olarak, bazı yıllarda, miladi takvimin (yani ülkemizde kullanılan takvimin) beşinci ayı olan Mayıs ayına tekabül (eşleşmiştir) eder. Her yıl böyle mi olur?

Hayır! Çünkü: Hicri Takvim ile Miladi Takvim arasında on gün fark vardır. Ve bu fark nedeniyle; hicri takvim ile miladi takvim ayları arasında, her yıl on günlük fark nedeniyle, değişkenlikler olmaktadır. Örneğin; hicri takvimin Ramazan ayını miladi takvime göre farklı aylarda idrak etmekteyiz. (Bir yıl geliyor ki Ramazan Temmuz ayında, bir yıl geliyor ki; Ramazan Aralık ayında oluyor.) Şimdi halk arasında, “Ben onun cemaziyelevvelini bilirim” diyerek söylenen sözün çıkış nedenine gelirsek: Yaşadığımız dönemdeki gibi, Osmanlı döneminin son yıllarında da memurlar fakirlik içersindeydi. Yani Özal’ın “Benim memurum işini bilir” sözlerinin söylenmediği yıllardı ve bu sözleri günümüzde hala algılayamayan veya algılasa da elinden yapacak bir şey gelmeyen bazı garip memurlarımız gibi; o dönemde de memurlarımız yoksullukla mücadele ediyordu. İşte o yıllarda (şimdiki bilgisayar teknolojisi olmadığı için) evraklar aylık olarak bir torbada toplanıyor ve torbanın üzerine ilgili ayın ismi yazılıyormuş. Ayağına don almakta zorlanan bir memur her nasılsa bu torbalardan birini çalarak eve getirmiş ve karısına: “Bana bu torbadan bir don dik” demiş!. İşte bu memur, arkadaşıyla birlikte, görevli gittiği bir başka kasabada akşam olunca yatmak üzere soyunmuş! Soyunmuş ama; ayağında evrak torbasından dikilme don var! Ve don’un üzerinde; CEMAZİYELEVVEL yazılı! Arkadaşı bu donu görünce epey gülmüş ve karşılıklı şakalarla geceyi geçirmişler. Yıllar sonra; evrak torbasından ayağına don diktiren memur, önemli bir makama gelmiş ve de asıp–kesmeye, kendini her insandan büyük görerek, altındakilere, vatandaşlara eziyet etmeye başlamış.        Onun bu davranışlarını duyan arkadaşı etrafındakilere: “Ona selâm söyleyin, ben onun CEMAZİYELEVVEL’ini bilirim” demiş. İşte bu söz, halk arasında; geçmişteki yaşamı ile bugünkü yaşamı arasında mal ve davranış farkları gösteren kişiler için kullanılagelmiştir.
İyi de; bu halkın bir gün kendisine: “Biz senin CEMAZİYELEVVEL’ini biliriz” diyeceğini hiç hesaba katmıyor mu? Bu güzide halkı daha ne kadar kandıracaklarını zannediyorlar...?

                                                                                  

 

Yazarın Diğer Yazıları

KABAK TARLASINDA KARPUZ YETİŞMEZ!

KABAK TARLASINDA KARPUZ YETİŞMEZ!

Şunu çok iyi biliyorum ki Facebook’ta yazılar ve hatta uzun yazılar hiç okunmuyor. Galiba bu tavır, çabuk tüketen ve her şeyi, bilgiyi bir aspirin edasıyla almak isteyen toplumumuzun kaçınılmaz bir ol...
NECDET BUDAK VE HAŞEMA

NECDET BUDAK VE HAŞEMA

Efendim, bildiğiniz gibi Sayın Necdet Budak CHP’den milletvekili seçilmiştir. Ancak Keşan’a hizmet aşkıyla yanıp tutuşan Sayın Budak, CHP’den aldığı oyları AKP’ye satarak, AKP’ye geçmiş ve böylece Keş...
FLAŞ… FLAŞ… FLAŞ… (3)

FLAŞ… FLAŞ… FLAŞ… (3)

Şimdi gelelim, süt gerçeğine! Aşağıda vereceğim rakamlar süt üreten bir köylümüzün bir kilo süt elde etmek için yaptığı harcamalarına ilişkin olup; hesaplamalarımızda, bir ahırda on süt ineği bulunduğ...
FLAŞ… FLAŞ… FLAŞ… (2)

FLAŞ… FLAŞ… FLAŞ… (2)

Efendim, müsaadenizle bu başlıkta paylaştığım yazıma ikinci bölümüyle devam etmek istiyorum: Hani derler ya; “herkesin derdi dert, değirmencininki su!” Bizim AKP Hükümeti de; sanki ülkemizdeki tüm tem...
FLAŞ... FLAŞ… FLAŞ… (1)

FLAŞ... FLAŞ… FLAŞ… (1)

Değerli okurlarım bu yazımı, geçtiğimiz aylarda tasarlamıştım ve o aylarda Sayın Tarım Bakanımız Faruk Çelik görevdeydi! Ama gelin görün, gündemimiz o kadar çabuk değişiyor ki, yayınlamaya bir türlü f...
ANKET
Sizce Çorlu nun en büyük sorunu nedir?
Sizce Çorlu nun en büyük sorunu nedir?
Sonuçları Göster
FİRMA REHBERİ
İç Mimarlık - Dekorasyon
Yapı - İnşaat