AKRAN ZORBALIĞI

11.10.2018
387 kez okundu
handandemirkiran90@gmail.com

Akran zorbalığı; çocuk ve ergenle aynı yaş grubunda olan kişi veya kişilerin birbirlerine veya tek bir kişiye karşı fiziksel, sözel ve davranışsal olarak örseleyici, zarar verici davranışlarda bulunmasıdır. Çocukların bu durumu anlaması ve yaşadığı zorbalığı anlatması uzun sürebilir. Kendisine inanılmayacağından, dalga geçileceğinden ve zorbaca davranışların artacağından dolayı maruz kaldığı bu örseleyici davranışları yakınlarına, öğretmenlerine anlatmakta zorlanabilir.
Akran zorbalığında yaş grupları açısından aynı olan bir çocuk veya ergenin, diğer çocuk veya ergene karşı uyguladığı orantısız güç kullanımı vardır. Akranları tarafından zorba davranışlara maruz kalan çocuk kendini yalnız, çaresiz, mutsuz, öfkeli, bezmiş hissedebilir. Bazı çocuklarda yaşadığı bu olayı anlatabilmekte fakat yeteri kadar yardım göremedikleri için anlatmanın da bir çaresi olmadığını düşünebilir. Bir süre sonra çocuk veya genç bireyde içe kapanma, özgüven eksikliği, depresif davranışlar gösterebilir.
Zorbalıkta sözel şiddet, en sık karşılaşılan zorbaca davranışlardandır. Çocukların birbirleriyle alay etmesi ve dalga geçmesi bu zorbalık türündendir. Çocuğun kılık kıyafeti, saçı, ten rengi, bedeninde olan bir engeli, kullanmak zorunda olduğu materyali (gözlük, tel gibi) çocuğun ekonomik durumu, boyu, kilosu alay veya dalga konusu olmaktadır. Fiziksel şiddet itme, vurma, saçını çekme, tükürmek, başkasına vurdurtma gibi davranışları içerir. Çocuk veya ergenin kendisine olmasa da eşyasına karşı da bir şiddet uygulanmaktadır. Cinsel şiddet, cinsel içerikli sözcükleri sık tekrarlamak, cinsel anlamda dokunmaya çalışmak bu zorbalık türünü içerir. Sosyal şiddet, akran oyun gruplarına almamak, sınıf içerisinde oluşan arkadaş gruplarına dâhil etmemek, onunla konuşan kişilerin konuşmasını engellemeye çalışmak şeklinde ortaya çıkar.
Akran zorbalığına uğraya çocuklar fiziksel olarak diğer çocuklar kadar gelişmiş olmayan, biraz daha küçük, kısa ve cılız çocuklar olabileceği gibi, biraz daha yaşı büyük ve fiziksel gelişimi normal çocuklardan ileride olanlar da hedef alınabilir. Küçük çocuklar birbirlerinin dış görünüşünden, fiziksel özelliklerinden çok etkilenirler ve bunu mesele yapabilirler, görünüş açısından kendilerinden farklı olan çocukları kurban seçebilirler. Örneğin gözlüklü bir çocuğa “dört göz”, zayıf ve uzun bir çocuğa “leylek”, adı Fatma olan bir kız çocuğuna “kara Fatma” gibi isimler takabilirler. Sınıfa yeni gelmiş, çok çalışkan, kilolu, bakımlı - temiz, kirli - bakımsız, sarı ya da kızıl saçlı, engelli, çilleri olan ya da sivilceli gibi çocuklar kurban olarak seçilebilirler.
Zorbalık bireysel ya da grup halinde, oyun, eğlence gibi başlar ve giderek şiddetini arttırarak, dayanılmaz boyutlara ulaşabilir. Bazen de çocuklar tek başlarına yapamadıkları, yapamayacakları şeyleri başka çocuklarla birlikteyken yapabilirler. Sosyal psikolojide bu “sorumluluğun dağılması” olarak adlandırılır. Yani kendilerini yaptıkları şeylerden sorumlu hissetmezler. Zorbalık yapmak için birbirlerini cesaretlendirir ve provoke ederler.
Çocukların kendi aralarında yaptıkları tek bir seferlik alay etme, itişme ya da küçük kavgalar tek başına zorbalık sayılmaz. Zorbalık olabilmesi için tekrar etmesi ve sürekliliği olması gerekir. Tabi ki, tek seferlik yaşanan bu olumsuz olaylara müdahale edilerek tekrarının engellenmesi ve doğru davranışların öğretilmesi gerekir.
Zorbalık, güç dengesizliklerinin olduğu durumlarda da ortaya çıkabilir. Bu fiziksel olarak daha güçlü olma olabildiği gibi, kültürel ya da ekonomik olarak daha iyi çevrelerden gelen çocuklar kendilerinden daha düşük düzeyde olan çocuklara zorbalık yapabilirler. Örneğin; yaşı büyük ve daha kuvvetli olan çocuk ya da çocuklar hedeflerine aldıkları çocukları zorlayabilir. Buna benzer olaylar daha çok teneffüste ve okul bahçesinde olduğu içinde çoğu kez öğretmenler ve idareciler tarafından fark edilmeyebilir. Yine, sosyokültürel açıdan daha iyi çevreden gelen çocuklar daha az donanımlı olanları baskı altına alabilir ve üstü örtük gizil bir şiddet oluşturabilirler. Örneğin marka şiddeti yapma; eşyaların, okul araçlarının ya da kıyafetlerinin markasız “çakma” olduğunu söylenmesi gibi.
Aileler zorbalığı önlemek için neler yapabilir? Çocuğunuzla her gün konuşun ve onu dinleyin: Okul günleri hakkında sorular sorun. Okula gidiş gelişlerinde, öğle yemeklerinde ve teneffüslerde yaşadıkları deneyimler dâhil. Akranları hakkında sorular sorun. Herhangi bir şekilde zorbalığa dâhil olmadan önce bu konular hakkında aileleriyle konuşma konusunda kendini rahat hisseden çocuklar, sonrasında da ailelerini bu konulara daha kolay dâhil ediyorlar. İyi bir örnek olun: Yemek yediğiniz yerdeki bir garsona ya da bindiğiniz taksinin şoförüne kızdığınızda, etkili iletişim tekniklerini çocuklarınıza modelleyin. Başka bir insanla küfürlü ya da onu taciz eden tarzda konuşursanız, çocuğunuza zorbalığın normal bir şey olduğunu öğretirsiniz. Sağlıklı “zorbalık karşıtı” alışkanlıklar kazandırın: Mümkün olduğunca erken başlayarak çocuklarınıza hem yapılmaması gerekenler (itmek, alay etmek ve başkalarına kötü davranmak), hem de yapılması gerekenler (kibar olmak, empati kurmak ve sıra beklemek) hakkında rehberlik edin. Ayrıca birisi ona ya da bir başkasına kötü davrandığında, ne yapması gerektiği konusunda rehberlik edin (bir yetişkin bul, zorbalık yapana durmasını söyle, uzaklaş ve zorbalık yapanı görmemezlikten gel). Çocuğunuzun zorbalığı anladığında emin olun: Açık açık ona zorbalığın ne olduğunu anlatın. Zorbalığın, zorbalığa maruz kalmanın ya da yanında durup başka çocukların zorbalık görmesini izlemenin normal bir şey olmadığını ya da hoş görülemeyeceğini açıklayın.