AİLEDEKİ ÇATIŞMA

28.02.2019
714 kez okundu
handandemirkiran90@gmail.com

Çatışma, her ne kadar dışarıdan olumsuz bir durum gibi görünse de, aile içinde bir değişim fırsatı olarak görüldüğünde olumluya çevrilmiş olunur. Aslında ailede ortaya çıkan çatışma, aile bireyleri için bir iyileşme sürecine ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Bu sinyal dikkate alınırsa aile uyuma kavuşur. Aile içinde fiziksel, davranışsal, duygusal, sosyal, cinsel ve bilişsel şekillerde ortaya çıkan çatışmalar vardır.
Fiziksel değişim şeklinde ortaya çıkan çatışmada, kişi bazen fiziksel olarak rahatsız olduğunun, tıbbi tedaviye, dinlenmeye veya sorumluluklardan uzaklaşmaya ihtiyaç duyduğunun işaretini verir. Bir çocuğun huysuzluğunun altında kulak ağrısı; bir annenin sinirli olması nedeninin altında çok yorgun olması; agresif davranan babanın aslında fazla çalışmış olmak gibi örnekler aile içinde karşılaşılan çatışmalardır. Başarılı aileler bu çatışmanın farkına varır ve duruma müdahale ederek uyum sürecine geçer. Başarısız ailelerse bu belirtilere dikkat etmez, sabırsız, sinirli ve ilgisiz davranırlar. Sonuç olarak çatışma büyür ve çıkmaza girer.
Davranışsal değişimde ailedeki çatışmaların çoğu, aile bireylerin davranışlarını pek az kontrol etmesinden kaynaklanır. Kontrolsüz davranışlar, haykırmak, bağırmak, vurmak, tekmelemek, itip kakmak, dürtmek, özensizlik, pislik, birbirinin eşyasına kötü kullanmak, sağlıksız yiyip içmek, hükmetmek, yönetmek, suçlamak, eleştirmek gibi örnekler verilebilir.
Duygusal değişimde, aile içinde ihmalkâr veya koşullu ilişkiler söz konusuysa her türlü çatışma görülebilir. Böyle ailelerde duygusal iyileşme ihtiyacı vardır. Duygusal çatışma işaretlerine örnek vermek gerekirse sırt ağrısı, gerginlik, mide ülseri, karın ağrısı, hipertansiyon, saldırganlık, suçlama, uzaklaşma ya da yapışma, sahiplenme, mükemmeliyetçilik, sevecenlik ve yakınlık göstermemek, onaylamamak, mutsuzluk veya yalnızlık duygularının bastırılması, depresyon, titizlik, hobilere aşırı ilgi, aşırı çalışmak, kendi dünyasında yaşamak, kendini bir başkası sanmak, gelecekte ya da geçmişte yaşamak, kararsızlık, ailenin eğlenmek için çok az dışarı çıkması ya da hiç çıkmaması, eve çok az ziyaretçi gelmesi, insanlara hoş görünme çabası, dinlememe, eşler arasında çok az veya hiç cinsel ilişki, erkekte iktidarsızlık veya erken boşalma şeklindedir.
Aile içindeki sosyal değişimler daha derin duygusal sorunların işareti olabilmektedir. Ancak bazı aile çatışmaların nedeni tümüyle sosyal kökenlidir. Yapılan araştırmalar, eve kapalı kadınların, mesleği ve sosyal hayatı olan kadınlara göre depresyona daha yatkın olduklarını göstermiştir. Evin dışında ailece eğlenmek ve ev içinde birlikte vakit geçirmek bazen sorunlu ailelerin üzerinde durması gereken bir konudur. Aile bireyleri birbirleriyle ne kadar etkileşim halinde olurlarsa o kadar birbirlerine olan bağlılıkları ve yakınlıkları artacaktır.
Cinsel değişimle ortaya çıkan bir çatışmada cinsel sorunların altında o ilişkideki sorunlar ya da daha derinlerdeki özgüven sıkıntıları yatar. Ancak bazen cinsel sorunlar bilgisizlikten de kaynaklanabilmektedir.
Bilişsel değişimden bahsedecek olursak, bazı insanların sıkıntılarını paylaşabilmesi için yüreklendirilmeye ihtiyacı vardır. Çünkü iç hesaplaşma yaparken kendisinin hatalı olduğunu düşünebilir. Çocuklar da yetişkinler de zaman zaman kendini eleştirebilir. Bu hesaplaşmalarda cesaret kırıcı olmak yerine olumlu olmayı tercih etmek gerekir. Burada bahsedilen şey pozitif olmayla alakalıdır. Motivasyonu engelleyen şey çoğu zaman kafalardaki eleştirel düşüncelerdir.