AGORAFOBİNİN EŞLİK ETTİĞİ PANİK BOZUKLUK

05.01.2019
491 kez okundu
handandemirkiran90@gmail.com

Bazı özel mekân veya durumlardan korkuyor veya kaçınıyor musunuz? Örneğin; mağazalardan, araba kullanmaktan, kalabalıklardan, köprülerden, yüksek binalardan veya asansörlerden panik atak geçirme korkusuyla uzak duruyor musunuz?
Kaygı, insanın hayatını tehdit eden olaylar karşısında doğal olarak hissedilen ve tehlikelerden korunmak için önlem alınmasını sağlayan, insanın hayatta kalması için oldukça önemli ve doğal bir duygudurumudur. Rahatsızlık verici olmakla birlikte kaygı aslında bizim için bir alarm durumudur. Bu durum kişinin kendini korumasıyla ilgili önlem alması gerektiğini gösterir. Günlük yaşantı içinde her insan zaman zaman kendini kaygılı hissedebilir. Kısıtlı zamanda yetiştirilmesi gereken acil işlerin olması, yetişilmesi gereken önemli bir randevuya giderken trafikte sıkışıp kalmak, sessiz bir ortamda otururken aniden yüksek bir ses duyulması ya da ilişki problemleri yaşandığı zamanlar günlük hayatta yaşanabilecek kaygı yaratan durumlara örnek olabilir. Böyle durumlarda kaygı hissedilmesi doğal olup kişinin çevreye uyumunu sağlayıp tehlikelere karşı uyarıcı ve harekete geçirici bir görev üstlenir. Kaygının denetim dışına çıkarak çok yoğun ve kişinin işlevselliğini bozan bir düzeye varması durumunda kaygı bozukluklarından söz edilebilir.
Kaygı bozuklukları sekiz ayrı bozukluğa ayrılmaktadır. Bunlar Agorafobinin Eşlik Ettiği Panik Bozukluk, Agorafobinin Eşlik Etmediği Panik Bozukluk, Özgül Fobi, Sosyal Fobi, Obsesif Kompulsif Bozukluk, Travma Sonrası Stres Bozukluğu, Akut Stres Bozukluğu, Yaygın Kaygı Bozukluğu şeklindedir.
Kaygı bozukluklarını tanımlarken panik atakların olup olmadığına özellikle dikkat etmek gerekir. Panik atak tanımını yapacak olursak, bu hastaların çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artma, terleme, titreme ya da sarsılma, nefes darlığı ya da boğuluyormuş gibi olma, soluğun kesilmesi, göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi, bulantı ya da karın ağrısı, baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma, derealizasyon ( gerçeklikdışı duyguları) ya da depersonilazasyon (benliğinden ayrılmış olma hissi), kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu, ölüm korkusu, paresterizler (uyuşma ya da karıncalanma duyumları), üşüme, ürperme ya da ateş basmaları gibi durumlardan bahsetmek gerekir. Bazı panik atak hastaları bu durumları yılda bir ya da iki kez yaşarken bazıları her gün yaşayabilmektedir.
Agorafobi ise, ihtiyaç duyulduğunda yardım almanın mümkün olamayabileceği ya da kaçışın güç olabileceği yer ve durumlarda bulunmaktan aşırı korku duyma olarak tanımlanmaktadır. En yaygın ve çaresiz bırakan fobik bozukluklar arasında yer almaktadır. Şiddetli agorafobiklerde eve bağlanma görülür. Yoğun kaygı yaşadıklarından evden çıkmaya cesaret edemezler. Agorafobiklerde sıkça ve özelliklede panik atak sırasında fiziksel olarak hastalanmak, bayılmak, kalp krizi geçirmek ya da ölmek üzere olduklarını bildirmektedirler. Bu korkuları destek alabilecekleri biri etrafında olmadığında daha da artmaktadır. Kişi belirtilen semptomların yanı sıra sakinleşememe, aşırı heyecan duyma, kolay yorulma, düşüncelerini yoğunlaştırmada güçlük çekme, huzursuzluk, kas gerginliği ve uyku bozukluğu gibi durumları da yaşamaktadırlar.
Panik atağın kaçışın güç olabileceği kalabalık ortamlarda kendini göstermesi agorafobiyi işaret etmektedir.  Bu ortamlar atak geçirirken yardım alamayacaklarını veya utanacaklarını düşündükleri yerlerdir. Tipik durumlar bir kalabalığın içinde olma, bir mağazada sırada olma, otobüsle veya uçakla yolculuk veya bir asansörde ya da köprüde olmaktır. Bu yüzden bu ortamlardan kaçınıyor olmak ya da bu ortamlara girdiğinizde panik atak geçirmek agorafobinin eşlik ettiği panik atak bozukluğunu göstermektedir.