ADALETE İNANCIMIZ TAM

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 8 Temmuz’da meydana gelen tren kazasında eşini ve 6 aylık bebeğini kaybeden Melih Kurtuluş, “Bu ülkenin adalet sistemine inancımız tam. Yalnız, bir an önce mahkeme sürecinin başlamasını istiyoruz, çünkü bu süreç uzadıkça bize daha fazla acı veriyor” dedi.
15.12.2018
360 kez okundu

Çorlu'ya bağlı Sarılar Mahallesi yakınlarında 8 Temmuz 2018 tarihinde meydana gelen menfez çökmesine bağlı tren kazasında eşi Derya ve 6 aylık kız çocuğu Beren Kurtuluş'u kaybeden Melih Kurtuluş, yaşadığı süreci anlattı. Gazetecilerin sorularını evinde yaptığı açıklamalarla yanıtlayan Kurtuluş, çok zor bir dönemden geçtiğini ve yaşadıklarının çok ağır hasarlara neden olduğunu söyledi. Kurtuluş, kaza sonrası eşinin ve bebeğinin hayatını kaybettiğini ve buna hala alışamadığını belirterek, “Bizim için bu kaza süreci zor bir süreç oldu. Bu kazanın unutulmaması gerektiğini ve kamuoyunun gündeminde yer alması gerektiğini düşünüyoruz. Aslına bakarsanız, bu kazanın oluşmasında çok fazla ihmal var, hatta ihmaller zinciri olduğunu söyleyebiliriz. Geçtiğimiz günlerde bir alışveriş merkezinde yaşanan tren kazasında hayatlarını kaybedenlerin fotoğrafları ve kısa öz geçmişleri sergilendi. Ben bu sergiye katılamadım, hala bazı şeyleri yapmakta çok zorlanıyorum. Mesela fotoğraflara bakmak, videoları izlemek şu anda benim için mümkün değil” şeklinde konuştu.
SÜRECİN BAŞLAMASINI BEKLİYORUZ
Avukatları aracılığıyla haklarını aramaya koyulduklarını dile getiren Kurtuluş, “Bu zaten hukuki ve adli sürece yansımış bir olay. Şu anda, iddianamenin hazırlanmasını bekliyoruz. Talebimiz de bir an önce kazayla ilgili iddianamenin hazırlanarak gerçek suçluların adalet önünde cezasını almasıdır. Başka da bir amacımız yok. Yayınlanmış bir bilirkişi raporu var, iki tane bilirkişi görevlendirilmiş bununla ilgili, isimlerini zikretmeme gerek yok. Ama bu bilirkişilerin Devlet Demir Yolları ile ticari ilişkiler içinde olduğu geçmiş zamanlarda ortaya çıktı. Bu bilirkişilerin raporunu bu süreçte doğru bulmuyoruz. Yani, bu kurumla maddi ilişkiler içine girmiş bu insanların bilirkişi olması ne kadar doğru ya da ne kadar tarafsız olabilir? İnsanların taktirine bırakıyorum. Bilirkişi raporuna itiraz edeceğiz, ama yeni bilirkişilerin de görevlendirilmesi başlı başına bir problem” diyerek olay yeri şu an yenilenmiş olduğuna vurgu yaptı.
TAZMİNAT PAZARLIĞI İDDİALARI
Adalete ve hukuka güvendiğini belirten Kurtulmuş şunları söyledi; “Bu ülkenin adalet sistemine inancımız tam. İnanıyorum ki, dava süreci başladığı zaman gerçek suçlular da cezasını alacak. Bizim buradaki amacımız intikam almak değil, bizim buradaki amacımız adaletin yerini bulması. Mahkeme sürecinin bir an önce başlayarak gerçek suçluların cezalandırılması. Diğer kazazedelerden duyduğum kadarıyla bir takım rakamların konuşulduğu, Devlet Demir Yolları'nın kazazedeleri arayarak onlarla ilgili tazminat pazarlığı yaptığını duydum, ama bu kısmi bir bilgi. Net bir bilgim yok. Devlet Demir Yolları'ndan sadece 1 avukat, 1 psikolog ve 1 şoför olarak bildiğim görevliler geldiler olayın hemen arkasından. Tazminatla ilgili süreçlerin başlatıldığını dillendirmek için göndermişler. Onun dışında Devlet Demir Yolları'ndan kimse gelmedi.”
CUMHURBAŞKANI BİZZAT ARADI
Kaza sonrası Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı recep Tayyip Erdoğan'ın kendisini bizzat arayarak başsağlığı dilediğini de belirten Kurtuluş, “Cumhurbaşkanımız beni kaza sonrası arayarak baş sağlığı diledi. Konuyla alakalı, ilgili bakanlara talimat verdiğini söyledi. Sağolsun, ilgili bakanlıklar tarafından gerekli bilirkişilerin görevlendirileceğini söyledi. Ama, zannediyorum ki onun bilgisi dışında gelişti bazı olaylar. Yoksa, TCDD ile maddi ilişkiler içinde olan insanların açık şekilde bilirkişi olarak görevlendirileceğine ben inanmıyorum” dedi.
AVUKAT TUĞLU: ‘AĞIR YÜRÜYOR’
Melih Kurtulmuş’un avukatı Yunus Tuğlu, sürecin ağır aksak yürütüldüğünü ve bunun da bilinçli olarak yapıldığını iddia ederek, “Öncelikle bu olayda bilirkişi seçiminin yanlış olduğu kanaatindeyiz. Bu konunun uzmanı olduğu söylenen üniversitede profesör olarak görev yapan Mustafa Karaşahin isimli bir kişi henüz daha kaza olduğu anda, kazanın sebebini meteorolojiye bağlayan bir basın açıklaması yaptı. Böyle bir açıklama, maalesef talihsiz bir açıklamaydı. Bu açıklamanın ardından tüm kamuoyu sanki bu kazada hiçbir ihmal olmamış kaza, o gün yağan yağmur nedeniyle meydana gelmiş gibi bir izlenime kapılarak öyle bir mesaj verildi. Bu konuya tabi biz yasal olarak itirazlarımızı yaptık. Ancak itirazlarımıza verilen cevaplarda, yeni bir bilirkişi raporunun süreci daha da uzatacağı veya bu raporun heyet halinde hazırlandığı ve bu heyetin ortak görüşü olduğu şeklinde itirazlarımız bu tür savunmalarla reddedildi. Bilirkişi raporunda, kazadan önceki tarihlerde motorlu araç ve yay olarak hat üzerinde kontrollerin yapıldığı belirtiliyor, eğer böyle bir kontrol yapılmış olsa bu kaza meydana gelmezdi. Biz, bunların masa başında tutulmuş tutanaklarla yürütüldüğü ve yapıldığı kanaatindeyiz. Çünkü, tüm açıklamalarla ve kaza sonrası menfezin yerinde durduğu, herhangi bir zarar görmediği ve açık olduğu tespit ediliyor. Burada hatalı olan konu menfez değil, rayların altındaki tutucuların kaybolması, ya da erimesi, yada doğal olaylarla taşınması sonucu meydana geldiğini ortaya koyuyor. Kazadan üç gün önce dahi burası yaya olarak gezilmişse, bunun tespit edilememesi gibi bir durum söz konusu değildir” şeklinde konuştu.


Ahmet Can AYDIN