´5 MİLYON EMEKÇİNİN İŞİ TEHLİKEDE´

07 04 2020
420 kez okundu
kiyikose@devrimgazetesi.com.tr

CHP Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, imalat sektöründe 5 milyona yakın emekçinin işsizlik tehdidi altında olduğunu belirterek, iktidarın salgın mücadelesiyle eşzamanlı olarak “korona sonrası” krizden çıkış stratejisi oluşturması gerektiğini söyledi.
“Türkiye Ekonomisinde Covid-19 Tahribatı” adı altında bir rapor hazırlayan Budak, salgın başlamadan önce Türkiye’ye giren net yabancı sermayenin zaten dramatik şekilde düştüğünü, son iki yıldır özel sektörün çöküş işaretleri verdiğini vurguladı. Budak, “Zaten kırılgan bir ekonomiyle bu salgın fırtınasına hazırlıksız yakalandık. Şimdi gelmekte olan kasırgayı bizim gördüğümüz gibi iktidar da görmeli ve uyarılarımızı ciddiye almalı. Bu süreçte eldeki tek mücadele enstrümanın, yıllardır vergilerini bugünler için ödeyen vatandaşlardan bağış istemek olduğunu görmek trajiktir” dedi.
Budak’ın bazı temel tespit ve önerileri şöyle:
* Koronavirüsle mücadelede devletin kaynak bulma sorunu en temel meseledir.
* İvedi olarak acil eylem planı ve ek bütçe hazırlanmalı.
* Toplanan kaynak öncelikle istihdam ve gelir kaybını önlemek için kullanılmalı.
* İşten çıkarmalar geçici olarak yasaklanmalı.
* ILO’nun da işaret ettiği gibi kırılgan grupları koruyacak bir sosyal koruma programını gündeme alınmalı.
* Stratejik şirketlerin kamulaştırması düşünülmeli.
* KGF kapsamında turizm sektörüne yönelik özel garanti şartları belirlenmeli.
* Konaklama Vergisi ve Turizm Tanıtım Payı ödemeleri erteleme yerine kaldırılmalı.

//////////////

Corona salgını ve Türkiye'nin sağlık tablosu 
Corona virüs salgının yaptığı tahribat 100 yılı aşkın zamandan beri dünyanın görmediği bir felaket haline geldi. Dünyada şimdiye kadar 1 milyon 200.000 kişiye bulaşan salgın 60.000 can aldı. Türkiye'de de vaka ve hayatını kaybedenlerin sayısında hızlı bir artış var. Doktorlarımız, hemşirelerimiz ve diğer sağlık çalışanlarımız hayatlarını tehlikeye atarak salgınla fedakarca mücadele ediyorlar. Onlara şükran borçluyuz. Ekonomik alanda çok uzun yıllardan beri dünyada görülmemiş bir kriz yaşanıyor. Türkiye de bu krizden etkileniyor.  
Salgın geçtikten sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını düşünenler haksız değil. Bütün ülkeler birçok şeyi yeniden düşünmek zorunda kalacaklar. Şimdiden görülen şu: En büyük ve en tehlikeli düşman, görünmeyen, ülkeler ve insanlar arasında ayırım yapmayan bir düşman. Bütün ülkelerin buna karşı ortak bir mücadele içine girmeleri kaçınılmaz. 
Bu salgın Türkiye'nin sağlık alanında dünyanın neresinde olduğunu saptamanın önemini de bir kere daha hatırlattı.  
Yalnız sağlık alanında değil, genel olarak araştırma-geliştirme (ARGE) alanında gelişmiş ülkelerin bir hayli gerisindeyiz. İlk sırada Çin geliyor. Onu ABD izliyor. Avrupa Birliği'nin toplam ARGE harcamaları Çin'in de ABD'nin de bir hayli gerisinde. Onları Japonya, Almanya ve G.Kore izliyor. Kore'nin ARGE harcamaları Türkiye'nin 6 katı.  
Dünya Sağlık örgütünün rakamlarına göre sağlık harcamalarının Gayrı Safi Milli Hasılaya oranında Danimarka başta geliyor. % 1' 'e yakın. Onu 0.40'la Singapur, % 0.35'le Hollanda ve % 023'le Kore izliyor. Türkiye'nin sağlık harcamaları GSMH'nın % 0. 1'i civarında. 
1000 Kişiye düşen hasta yatağında Japonya 13 ile ilk sırada, Onun hemen arkasında Kore geliyor. Onu 8 ile Rusya ve Almanya izliyor. İsviçre 4.5, Çin 4.3,, İspanya 2.9 Türkiye 2.8. (Son yıllarda inşa edilen yeni hastaneler bu sayıyı biraz yükseltmiş olabilir. ) ABD 2.7, İngiltere 2.5. 
1000 kişiye düşen doktor sayısında ilk sırayı 5.9 ile Küba alıyor. Onu 4.2'yle Rusya 4.2'yle İtalya izliyor. Almanya 3.4, Fransa 3.3, İspanya 3.2, AB ortalaması 3, ABD 2.3. Türkiye için bu sayı maalesef 1.3. AB'ye ülke olmayı hedefleyen ülkeler arasında son sırada geliyoruz. 
Son salgın sırasında önemi daha iyi anlaşılan biomedikal kuruluşlar sıralamasında ilk 100 ülke içinde ABD'nin 58 kuruluşu var. Onu Çin, İngiltere, Japonya, Almanya izliyor. Bu ilk 100 ülke içinde 18 ülkenin biomedikal kuruluşları var. Bu ülkeler arasında Türkiye yok. İlk 200 içinde de maalesef ülkemizden bir kurumun adına rastlanmıyor.  
Tıbbi cihaz pazarının 2025 yılında 370 milyar dolara ulaşması bekleniyor. En çok tıbbı cihaz ihraç eden ülkeler arasında ilk sırada Çin geliyor. Onu Almanya, Japonya, İsrail, Meksika, İsviçre, İngiltere ve İtalya izliyor. Önde gelen ülkeler arasında Türkiye'nin adı geçmiyor. Savunma sanayiinde sağladığımız başarıyı tıbbi cihaz üretiminde sağlayamadığımız anlaşılıyor. Arçeliğin solunum cihazı üretimine başlaması bu alandaki potansiyelimizi ortaya koyuyor.  
Özetle, salgından alınacak dersleri şimdiden düşünmeye başlamalıyız. Önceliklerimizi bir kere daha gözden geçirmeliyiz.Sağlığın herşeyden önemli olduğunu kabul etmeliyiz. Gerek ülke içinde gerek dünya ülkeleriyle birlikte hareket etmenin zorunlu olduğunu anlamalıyız.  
Salgını bir an önce ve mümkün olduğu kadar az kayıpla sona erdirmek için dünyanın bu alanda en başarılı olmuş ülkelerinin yaptıklarından ders çıkartmalıyız. Gelecekteki benzer felaketlere karşı hem tıp, hem ekonomi hem de sosyal alanlarda çok daha hazırlıklı olmalı ve kaynak ayırmalıyız. Bütün bunları yapabilmek için her alanda en başarılı uzmanlarımıza görev ve sorumluluk verecek bir anlayışla çalışmalı, kişisel tercihleri ve iç politika beklentilerini böyle dönemlerde bir kenara bırakmalıyız.  
Böyle yaparsak ve birlikte hareket edersek Cumhuriyetin ilk dönemlerinde en ağır salgınlarla mücadelede sağlanan başarıları tekrarlayabilir ve yukarıda sıraladığımız alanlarda Türkiye'yi dünyanın en ileri ülkeleri arasına yükseltebiliriz. 
Onur Öymen


  

Whatsapp
google_160x600